Top 701-800 Most Common Turkish Words

Master the most frequently used Turkish words with examples and translations. Perfect for beginners starting their Turkish learning journey.

#701
lig
league
Botafogo, Brezilya Lig Kupasını kazandı.
Botafogo has won the Brazilian League Trophy.
#702
koruma
Protection
O, polislerden koruma istedi.
She asked the police for protection.
#702
koruma
protection
O, polislerden koruma istedi.
She asked the police for protection.
#702
koruma
conservation
Bu bir koruma alanı olarak adlandırıldı.
This has been designated a conservation area.
#702
koruma
protect
Geri çekme cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamaz.
Coitus interruptus does not protect against sexually transmitted diseases.
#703
öyle
It is
Onun niçin öyle yaptığı benim anlamamın ötesinde.
Why he did it is beyond my comprehension.
#703
öyle
so
Öyle yapmalıydın.
You should have done so.
#703
öyle
it
Bana öyle geliyor ki tren geç kaldı.
It seems to me that the train is late.
#703
öyle
such
Eğer bir öğrenci isen, öyle davran.
If you are a student, behave as such.
#703
öyle
yes
Evet, aslında öyle söyledi.
Yes, he actually said that.
#704
altı
six
Bu, uluslararası olduğu için altı dolar olacak.
It's going to be six dollars because it's international.
#705
duygusal
emotional
Kediler sahiplerininkine paralel duygusal alışkanlıklar gösterir.
Cats show emotional habits parallel to those of their owners.
#705
duygusal
emotionally
Tom bana Mary'nin duygusal yönden kararsız olduğunu söyledi.
Tom told me Mary was emotionally unstable.
#705
duygusal
sentimental
Tom duygusal hissetmekten kendini alamadı.
Tom couldn't help but feel sentimental.
#706
gerçekten
Really
Eğer biri bu kitabın konusu ne diye sorarsa, gerçekten bilmiyorum.
If anyone was to ask what the point of the story is, I really don't know.
#706
gerçekten
really
Eğer biri bu kitabın konusu ne diye sorarsa, gerçekten bilmiyorum.
If anyone was to ask what the point of the story is, I really don't know.
#706
gerçekten
indeed
Gerçekten çok genç ama yaşına göre çok tecrübeli.
Indeed he is young, but he is well experienced for his age.
#706
gerçekten
truly
O gerçekten üzücüdür.
It is truly regrettable.
#706
gerçekten
seriously
Bundan gerçekten şüphe ediyorum.
I seriously doubt it.
#707
istifa
Resignation
Şirket insanların gönüllü olarak istifa etmeleri için yalvardı.
The company appealed for people to take voluntary resignation.
#707
istifa
resign
Şu andaki işimden istifa etmek istemiyorum.
I don't want to resign my job at present.
#707
istifa
resignation
Şirket insanların gönüllü olarak istifa etmeleri için yalvardı.
The company appealed for people to take voluntary resignation.
#707
istifa
quit
Takım yöneticisi aniden istifa etti.
The manager of the team quit suddenly.
#708
orada
there
Orada senin görmediğin bir sorun var.
There's a problem there that you don't see.
#709
sağlayan
Providing
Alışkın olduğun tüm bu lüksleri sana sağlayan kişi babandır.
It's your father who is providing you with all these luxuries that you're so used to.
#709
sağlayan
provides
Doğa her sayfada büyük bir içerik sağlayan tek kitaptır.
Nature is the only book that provides great content on every page.
#709
sağlayan
allowing
Doğrudan pazarlama insanların evden alışveriş yapmasını sağlayan bir yoldur.
Direct marketing is a means of allowing people to shop from home.
#710
konuk
Guest
Konuk defterini imzalayın.
Sign the guest book.
#710
konuk
guest
Konuk defterini imzalayın.
Sign the guest book.
#711
anlatan
telling
Tom Mary'ye ondan ayrılmak istediğini anlatan bir cep telefonu mesajı gönderdi.
Tom sent Mary a text message telling her he wanted to break up with her.
#712
sivil
civilian
Tom bir sivil.
Tom is a civilian.
#712
sivil
civil
Hükümet sivil ilişkilerden zarar görüyor.
A government suffers from civil affairs.
#712
sivil
civilians
Dört asker ve on iki sivil öldürüldü.
Four soldiers and twelve civilians were killed.
#713
inceleme
Review
Eğitim sistemi şu anda inceleme altında.
The educational system is now under review.
#713
inceleme
review
Eğitim sistemi şu anda inceleme altında.
The educational system is now under review.
#714
dolayısıyla
hence
Tibetli kilim dokumacıları geleneksel tasarımlar ve düğümler kullanır. Dolayısıyla onların kilimleri basit, doğal bir görünüme sahiptir.
Tibetan rug weavers use traditional designs and knotting. Hence their rugs have a simple, natural look.
#714
dolayısıyla
consequently
Çok yağmur yağdı ve dolayısıyla beyzbol maçı iptal edildi.
It rained heavily, and consequently the baseball game was called off.
#714
dolayısıyla
so
O bir canlı, dolayısıyla doğal olarak sıçıyor da.
It's a living being, so of course it shits.
#715
rus
Russian
Bir Fransız, mesela, bir Rus şakasına gülmekte zorlanır.
A Frenchman, for instance, might find it hard to laugh at a Russian joke.
#716
işçi
worker
Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.
He remained poor despite being a hard worker.
#716
işçi
workers
Bu şirket 500 işçi çalıştırır.
The company employs 500 workers.
#716
işçi
labor
İngiltere'de işçi bayramı mayıstadır.
In England, Labor Day is in May.
#717
sınav
Examination
Sınav sonuçların mükemmel.
Your examination results are excellent.
#717
sınav
exam
Bill sınav hakkında sinirli.
Bill is nervous about the exam.
#717
sınav
examination
Sınav sonuçların mükemmel.
Your examination results are excellent.
#717
sınav
test
Sınav için çok çalışmadığıma pişmanım.
I regret not having studied hard for the test.
#717
sınav
quiz
Biz bugün bir sınav olduk.
We had a quiz today.
#718
öğrenci
student
Oğlunuz öğrenci hareketi içinde yer aldı, ben duydum.
Your son took part in the student movement, I hear.
#718
öğrenci
pupil
Bir öğretmen hata yapan bir öğrenci ile asla alay etmemelidir.
A teacher should never make fun of a pupil who makes a mistake.
#718
öğrenci
learner
Tom yavaş bir öğrenci olduğu için okulda alay edildi.
Tom was teased at school because he was a slow learner.
#719
sanayi
industry
Sanayi hızla büyüyordu.
Industry was growing quickly.
#719
sanayi
industrial
Sanayi Devrimi ilk defa İngiltere'de ortaya çıkmıştır.
The Industrial Revolution took place first in England.
#720
bundan
that
O saat bundan daha az pahalı.
That watch is less expensive than this one.
#720
bundan
from this
Onun bisikleti bundan farklıdır.
His bicycle is different from this one.
#721
benzer
similar
Altın renk olarak pirinç madenine benzer.
Gold is similar in color to brass.
#721
benzer
resembles
Jack, babasına benzer.
Jack resembles his father.
#722
etkisi
impact
Toplum üzerinde bilimin etkisi büyüktür.
The impact of science on society is great.
#722
etkisi
effect
Normanların İngiltere'yi istila etmesinin İngiliz dili üzerinde çok büyük etkisi olmuştur.
The Normans' conquest of England had a great effect on the English language.
#722
etkisi
influence
Güçlü yenin Japon ekonomisine etkisi çok ciddi oldu.
The influence of the strong yen on the Japanese economy has become very serious.
#723
size
you
Hayat siz diğer planları yapmakla meşgulken size olanlardır.
Life is what happens to you while you're busy making other plans.
#724
ligi
league
Şampiyonlar Ligi, kazanılması zor bir yarışmadır.
The Champions League is a competition which is difficult to win.
#725
aralarında
among them
Aralarında bir uyum hüküm sürdü.
A harmony prevailed among them.
#726
neler
what
Neler oluyor?
What is going on?
#726
neler
What's going on?
Neler oluyor?
What's going on?
#727
i̇kinci
SECOND
İkinci düğmen kopuyor.
Your second button is coming off.
#728
maaşı
salary
Bu ayın maaşı 200.000 yen oldu.
This month's salary was 200,000 yen.
#729
çin
China
Gelenek Çin kökenlidir.
The custom originated in China.
#729
çin
Chinese
Hiç Çin şiiri okudun mu?
Have you ever read any Chinese poems?
#730
barış
peace
Biz barış yararına çalışıyoruz.
We are working in the interest of peace.
#731
zeka
Intelligence
Maymunlar zeka olarak köpeklerden üstündür.
Apes rank above dogs in intelligence.
#731
zeka
intelligence
Maymunlar zeka olarak köpeklerden üstündür.
Apes rank above dogs in intelligence.
#731
zeka
wit
Doğa ona zeka ve güzellik vermiş.
Nature endowed her with wit and beauty.
#732
adam
man
Zaten bir adam.
He's already a man.
#732
adam
guy
Bazen acayip bir adam olabiliyor.
Sometimes he can be a strange guy.
#732
adam
fellow
Fred tembel bir adam.
Fred is a lazy fellow.
#733
hazine
treasure
Bir çocuktan daha değerli hazine yoktur.
There is no treasure more precious than a child.
#733
hazine
Treasury
Eğer öldürmen gerekiyorsa bir fili öldür ve eğer bir soygun yapman gerekiyorsa bir hazine soy.
If you must kill, kill an elephant and if you must rob, rob a treasury.
#734
toplum
Society
Modern toplum her türlü bilgi ile dolup taşıyor.
Modern society is overflowing with all sorts of information.
#734
toplum
society
Modern toplum her türlü bilgi ile dolup taşıyor.
Modern society is overflowing with all sorts of information.
#734
toplum
community
Tom'un cezası 25 saatlik toplum hizmetiydi.
Tom's sentence was 25 hours of community service.
#735
gençlik
youth
Buralarda bir gençlik yurdu var mı?
Is there a youth hostel around here?
#736
ihracat
export
Güçlü yen Japonya'nın ihracat endüstrisinin aleyhine davranmaktadır.
A strong yen is acting against Japan's export industries.
#736
ihracat
exports
O ülkenin ticaret fazlası var. O, ithalatından çok ihracat yapıyor.
That country has a trade surplus. It exports more than it imports.
#737
merkezli
based
Corsairfly, Paris merkezli bir havayoludur.
Corsairfly is an airline based in Paris.
#738
defa
time
Eski arkadaşlarımdan biri uzun süredir ilk defa beni ziyaret etti.
An old friend of mine dropped in on me for the first time in ages.
#738
defa
once
Bu kitabı bir defa daha okursam, üç defa okumuş olacağım.
If I read this book once more, I shall have read it three times.
#739
toplu
collective
Toplu çıkarlar korunmalıdır.
Collective interests must be protected.
#739
toplu
bulk
Toplu olarak satın alırsanız, % 20 daha ucuz dur.
If you buy in bulk, it's 20% cheaper.
#739
toplu
public
Bu yer toplu taşıma için uygun değildir.
This place isn't convenient to public transportation.
#740
maddi
material
Ben maddi kazançla ilgilenmiyorum.
I am not interested in material gain.
#740
maddi
financially
Ressamı maddi olarak desteklediler.
They assisted the painter financially.
#740
maddi
financial
Şirket maddi zorluklar içinde.
The company is in financial difficulties.
#741
düzenleme
Regulation
Düzenleme kaldırıldı ama sonra yeniden yürürlüğe kondu.
The regulation was abolished, but then it was reenacted.
#741
düzenleme
editing
Düzenleme ile ilgili biraz bilgisi var.
He has some knowledge of editing.
#741
düzenleme
arrangement
Bu düzenleme sadece geçici.
This arrangement is only temporary.
#741
düzenleme
regulation
Düzenleme kaldırıldı ama sonra yeniden yürürlüğe kondu.
The regulation was abolished, but then it was reenacted.
#742
personel
Personnel
Merhaba, bu personel bölümü mü?
Hello, is this the personnel department?
#742
personel
staff
Personel eve gittikten sonra yangın patlak verdi.
The fire broke out after the staff went home.
#742
personel
personnel
Merhaba, bu personel bölümü mü?
Hello, is this the personnel department?
#743
zengin
rich
Zengin olduğunu biliyorum.
I know you are rich.
#743
zengin
wealthy
1930'lardaki kriz sırasında, çok sayıda zengin insan borsanın iflasında her şeyini kaybetti.
During the Depression in the 1930's, many wealthy people lost everything in the stock market crash.
#744
telefon
telephone
Benim için arar mısın? Telefon çok yüksekte.
Could you dial for me? The telephone is too high.
#744
telefon
phone
" Telefon çalıyor. " "Ben cevap veririm."
"The phone is ringing." "I'll get it."
#745
alanı
field
Tom'un çalışma alanı hukuktur.
Tom's field of study is law.
#745
alanı
area
Yakında bir alışveriş alanı vardır.
There is a shopping area nearby.
#745
alanı
space
Ortalama bir Amerikan yaşam alanı Japonya'daki yaşam alanının iki katı kadar büyüktür.
The average American living space is twice as large as the living space in Japan.
#746
ona
him
Ona ateş edeceğim.
I'm gonna shoot him.
#746
ona
her
Ona güvenebilirsiniz.
You can rely on her.
#747
sokak
Street
Sokak boyunca büyük evler var.
There are large houses along the street.
#747
sokak
street
Sokak boyunca büyük evler var.
There are large houses along the street.
#747
sokak
stray
Tom bir sokak köpeği tarafından ısırıldı.
Tom has been bitten by a stray dog.
#747
sokak
alley
Bu çıkmaz bir sokak.
This is a dead-end alley.
#748
operasyon
Operation
Kendi kendine şöyle dedi: Bu operasyon başarıyla sonuçlanacak mı?
He said to himself, "Will this operation result in success?"
#748
operasyon
operation
Kendi kendine şöyle dedi: Bu operasyon başarıyla sonuçlanacak mı?
He said to himself, "Will this operation result in success?"
#749
pazar
market
Bu ürünler için yeni bir pazar bulmalıyız.
We have to find a new market for these products.
#749
pazar
Sunday
Ben pazar günü bile çalışırım.
I work even on Sunday.
#750
güvenliği
safety
Güvenliği başka her şeyden önce sağlamalıyız.
We must put safety before anything else.
#750
güvenliği
security
Beni yalnız bırak yoksa güvenliği çağıracağım.
Leave me alone or I'm going to call security.
#751
insani
humanitarian
Savaşın kötüleşmesi nedeniyle insani yardım ekibi tahliye edildi.
Humanitarian personnel were evacuated as the fighting worsened.
#752
kapalı
closed
Ders kitaplarınız kapalı olarak beni dinleyin.
Listen to me with your textbooks closed.
#752
kapalı
off
Anahtar kapalı.
The switch is off.
#752
kapalı
indoor
Nancy kapalı yer oyunlarından hoşlanır.
Nancy enjoys indoor games.
#752
kapalı
turned off
Gazın kapalı olup olmadığına bak.
See if the gas is turned off.
#753
aktif
active
Şehrimiz aktif bir fay hattı üzerindedir.
Our city sits on an active fault.
#753
aktif
actively
Sami aktif olarak gizlice Leyla'yı takip ediyordu.
Sami was actively stalking Layla.
#753
aktif
activated
Hesabınız aktif edildikten sonra bir yöneticiden onaylama e-postası alacaksınız.
You will receive a confirmation email after your account has been activated by an administrator.
#754
bm
un
BM Birleşmiş Milletlerin kısaltmasıdır.
UN stands for the United Nations.
#755
almanya
Germany
Ren nehri Fransa ve Almanya arasında akar.
The Rhine runs between France and Germany.
#755
almanya
GERMANY
Ren nehri Fransa ve Almanya arasında akar.
The Rhine runs between France and Germany.
#756
uzak
far away
O buradan uzak.
It is far away from here.
#756
uzak
remote
Uzak geçmiş hakkında konuşarak oturduk.
We sat talking about the remote past.
#756
uzak
farthest
Neptün güneşten en uzak gezegendir.
Neptune is the farthest planet from the Sun.
#756
uzak
distant
Bir teleskopla uzak nesneleri görebiliriz.
We can see distant objects with a telescope.
#756
uzak
away from
Öğrencilerin şüpheli yerlerden uzak kalması bekleniyor.
Students are expected to stay away from dubious places.
#756
uzak
away
Öğrencilerin şüpheli yerlerden uzak kalması bekleniyor.
Students are expected to stay away from dubious places.
#757
yusuf
yusuf
Yusuf bir Türk vatandaşı.
Yusuf is a Turkish citizen.
#757
yusuf
joseph
O Yusuf çalışacak.
That Joseph will run.
#758
başkenti
capital
Amerika Birleşik Devletlerinin başkenti hangisidir, Washington'mu yoksa New York'mu?
Which is the capital of the United States, Washington or New York?
#759
tahliye
Evacuation
Tetikte ol. Tahliye emri herhangi bir zamanda olabilir.
Be on alert. The evacuation order may occur at any moment.
#759
tahliye
evacuation
Tetikte ol. Tahliye emri herhangi bir zamanda olabilir.
Be on alert. The evacuation order may occur at any moment.
#759
tahliye
evacuated
İnsanlar selden dolayı tahliye edildi.
The people were evacuated because of the flood.
#760
yaşında
years old
Gelecek ay on altı yaşında olacağım.
I'll be sixteen years old next month.
#760
yaşında
year old
Tom'un yirmilik dişleri yirmi dört yaşında diş hekimi tarafından çekildi.
Tom had his wisdom teeth taken out by a twenty-four year old dentist.
#760
yaşında
old
Gelecek yıl kaç yaşında olacaksın.
How old will you be next year?
#760
yaşında
age
O yaşında görünmüyor.
He doesn't look his age.
#761
yerinden
displaced
Köylüler bir baraj inşaatı nedeniyle yerinden edildi.
The villagers were displaced by the construction of a dam.
#761
yerinden
over
Dünyanın her yerinden binlerce insan, NASA astronotu olmak için başvuruyor.
Thousands of people from all over the world apply to become NASA astronauts.
#762
cep
pocket
Bu bir cep sözlüğü.
This is a pocket dictionary.
#762
cep
mobile
Bu tür cep telefonu iyi satar.
This type of mobile phone sells well.
#762
cep
cell
iPhone olağanüstü bir cep telefonu.
The iPhone is an extraordinary cell phone.
#763
tebrik
congratulations
Terfini tebrik ederim.
Congratulations on your promotion.
#763
tebrik
greeting
Tom bir anneler günü tebrik kartını annesine göndermeyi neredeyse asla unutmaz.
Tom almost never forgets to send his mother a Mother's Day greeting card.
#763
tebrik
congratulate
Mezuniyetiniz hakkında sizi tebrik etmek istiyorum.
I want to congratulate you on your graduation.
#764
sağ
right
Sağ kolumu geremiyorum.
I can't stretch my right arm.
#765
detaylı
detailed
Neler olduğuna dair detaylı bir açıklamaya ihtiyacımız var.
We need a detailed description of what happened.
#765
detaylı
detail
Pilot manzarayı detaylı olarak açıkladı.
The pilot described the scene in detail.
#766
tarih
History
Öğrencilerin çoğunluğu tarih sevmiyor.
A majority of students dislike history.
#766
tarih
date
Piknik için tarih belirleyelim.
Let's fix the date for the picnic.
#766
tarih
history
Öğrencilerin çoğunluğu tarih sevmiyor.
A majority of students dislike history.
#767
şöyle
like
Çiğ balık şöyle dursun,ızgara balıktan hoşlanmam.
I don't like grilled fish, let alone raw fish.
#768
tıp
Medicine
Tıp okuma kararını alkışlıyorum.
I applaud your decision to study medicine.
#768
tıp
medicine
Tıp okuma kararını alkışlıyorum.
I applaud your decision to study medicine.
#768
tıp
medical
Tıp bilimi çarpıcı bir ilerleme gösterdi.
Medical science has made a dramatic advance.
#768
tıp
med
Ben tıp fakültesine gittim.
I went to med school.
#769
dönemi
period
Muhtemelen fosilleşmiş parçalar jura dönemi hayvanlarına aittir.
Possibly the fossilized tracks belong to animals of the Jurassic period.
#769
dönemi
era
Bu müze Kelt dönemi kültürel eserlerinin muhteşem bir koleksiyonuna sahiptir.
That museum has a superb collection of Celtic era cultural artifacts.
#770
erkek
male
O köpek erkek mi yoksa dişi mi?
Is that dog male or female?
#770
erkek
Male
O köpek erkek mi yoksa dişi mi?
Is that dog male or female?
#770
erkek
men
O iş için daha çok erkek atamak zorunda kaldım.
I have to assign more men to that work.
#770
erkek
boys
Bazı erkek çocukları sınıfa geldi.
Some boys came into the classroom.
#771
yayın
publication
Kitap şimdi yayın için hazır.
The book is now ready for publication.
#771
yayın
broadcast
Televizyon istasyonları günde yirmi dört saat yayın yapar.
Television stations broadcast 24 hours a day.
#772
yeterli
adequate
Maaş altı kişilik bir aile için yeterli değildir.
The pay is not adequate for a family of six.
#772
yeterli
enough
Buradan çıkacak yeterli sağduyuya sahibim.
I had enough sense to get out of there.
#772
yeterli
sufficient
Öncelikle,devlet tahvilleri bir bakkal dükkânı çalıştırmak için yeterli değiller.
To begin with, the funds are not sufficient for running a grocery store.
#772
yeterli
good enough
İyi, yeterli şiirsel görüntüler.
Good, enough poetic images.
#773
arada
in between
Arada hep bir kadın var.
There's always a woman in between.
#773
arada
together
Arada bir birlikte sinemaya gideriz.
We go to the movies together once in a while.
#773
arada
occasional
Sami'nin arada sırada nöbet geçiriyor.
Sami still has occasional seizures.
#773
arada
Meanwhile
Bu arada, biz garip şeyler yapan uzaylıları tanımlıyoruz.
Meanwhile, we depict aliens doing really weird stuff.
#773
arada
meantime
Bu arada, Almanların büyük çoğunluğu Wulff'ın istifasını talep ediyor.
In the meantime, the majority of the Germans demand Wulff's resignation.
#774
kişisel
personal
Kişisel bir bilgisayarı nasıl kullanacağınızı biliyor musunuz?
Do you know how to use a personal computer?
#774
kişisel
personally
Onu kişisel olarak almayın.
Don't take it personally.
#775
kayıt
registration
Bu kayıt kartını doldurun lütfen.
Fill out this registration card, please.
#775
kayıt
record
O bana bir kayıt verdi.
He gave me a record.
#775
kayıt
register
Yarına kadar alacağımız kurslar için kayıt yaptırmalıyız.
We must register for the courses that we're going to take by tomorrow.
#775
kayıt
enrollment
Kayıt ücretsiz olacak.
Enrollment will be free.
#776
başarı
success
Başarı çabalarının sonucudur.
The success resulted from your efforts.
#776
başarı
achievement
Büyük zorluklar onun başarı yolunda duruyor.
The great difficulties stand in the way of its achievement.
#776
başarı
accomplishment
Bu önemsiz bir başarı değil.
This is no trivial accomplishment.
#777
olası
possible
Olası tehlikelere karşı uyanık olmalısın.
You should be alert to the possible dangers.
#777
olası
potential
Ben olası sonuçları biliyorum.
I know the potential consequences.
#777
olası
likely
Beni kasıtlı olarak bekletmesi olası.
It is likely that he kept me waiting on purpose.
#777
olası
probable
Bu mümkün, ama olası değildir.
It's possible, but not probable.
#778
sürücüsü
driver
Beş yaşındayken bir otobüs sürücüsü olmak istiyordum.
I wanted to be a bus driver when I was five.
#779
hakkı
right
Amerikalı kadınların oy verme hakkı yoktu.
American women didn't have the right to vote.
#779
hakkı
as
Tom'un Mary'nin olduğu kadar çok burada olma hakkı var.
Tom has as much right to be here as Mary does.
#780
babası
father
Hanako babası görmek için Hokkaido'dan tüm yolu geldi.
Hanako came all the way from Hokkaido in order to see her father.
#780
babası
his father
Onun babası dün akşam hastanede vefat etti.
His father passed away last night in the hospital.
#780
babası
dad
Akşam yemeğinden sonra, George'nin babası onu bir kenara aldı.
After dinner, George's dad took him aside.
#781
toplumsal
social
Toplumsal düzen doğadan gelmez. Gelenekler üzerine kurulmuştur.
Social order does not come from nature. It is founded on customs.
#781
toplumsal
community
Toplumsal etkinliklere katılır mısın?
Do you take part in any community activities?
#782
yasal
legal
Vergilerimizi ödemek için yasal zorunluluğumuz var.
We have a legal obligation to pay our taxes.
#782
yasal
legally
Kocasını yasal olarak boşadı.
She has legally divorced her husband.
#782
yasal
legitimate
Bu yasal bir iş.
It's a legitimate business.
#782
yasal
lawful
Şirketin yasal sahibidir.
He is the lawful owner of the company.
#783
ürünleri
products
Yurt dışı şubeleri seçkin ürünleri dışarı çıkarıyor.
Overseas subsidiaries are putting out top-of the-line products.
#784
filistinli
Palestinian
Ben Gazze'den Filistinli bir aile ile bir hafta geçirdim.
I spent a week with a Palestinian family from Gaza.
#785
fırsat
opportunity
Çabucak karar vermezsen, fırsat kaybedilecek.
Unless you make a decision quickly, the opportunity will be lost.
#785
fırsat
chance
Bu kaybedilmeyecek kadar çok iyi bir fırsat.
This is too good a chance to lose.
#785
fırsat
occasion
Bu büyük bir fırsat olacak.
It'll be a big occasion.
#786
yeşil
green
Yeşil size uyar.
Green suits you.
#787
yönünde
in the direction of
Ben tam olarak Kyoko'nun nerede yaşadığını bilmiyorum, ama Sannomiya yönünde.
I don't know exactly where Kyoko lives, but it's in the direction of Sannomiya.
#787
yönünde
direction
Ben tam olarak Kyoko'nun nerede yaşadığını bilmiyorum, ama Sannomiya yönünde.
I don't know exactly where Kyoko lives, but it's in the direction of Sannomiya.
#788
teşvik
encourage
Tekrar denemesi için onu teşvik etmelisin.
You must encourage him to try again.
#788
teşvik
promote
Bu girişim, Oksitanca yazmaya teşvik etmek için çaba göstermektedir.
This initiative strives to promote writing in Occitan.
#788
teşvik
stimulate
Düşük vergiler ekonominin büyümesini teşvik eder.
Lower taxes stimulate economic growth.
#789
dünyaya
to the world
Bilim adamları keşiflerini bütün ayrıntılarıyla dünyaya bildirmek istediler.
The scientists wanted to make their discoveries known to the world at large.
#789
dünyaya
world
Bu dergi benim dünyaya ayak uydurmama yardımcı oluyor.
This magazine helps me to keep up with what's happening in the world.
#789
dünyaya
earth
Biz gezegenimize, dünyaya dikkat etmeliyiz.
We must take care of our planet, the earth.
#789
dünyaya
was born
Roosevelt, 1858 yılında New York'ta varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Roosevelt was born to a wealthy family in New York City in 1858.
#789
dünyaya
born
Roosevelt, 1858 yılında New York'ta varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Roosevelt was born to a wealthy family in New York City in 1858.
#790
seyir
cruise
Seyir füzeleri, savaş başlıkları yüklü ve ateşe hazır hâldeydi.
The cruise missiles were armed and ready to go.
#790
seyir
navigational
Tom'un seyir becerileri yok.
Tom has no navigational skills.
#791
dikkati
attention
O dikkati seviyor.
He likes attention.
#791
dikkati
distracted
Onun dikkati dağılmış.
He is distracted.
#792
madde
Article
Çok şükür, galip geldik ve böylece Madde 2'ye bir tanım eklendi.
Fortunately, we have prevailed and so a definition has been included in Article 2.
#792
madde
item
Bu gerçek popüler bir madde.
This is a real popular item.
#792
madde
substance
Bu madde, asite maruz kalmış olmalı.
The substance must be treated with acid.
#792
madde
article
Çok şükür, galip geldik ve böylece Madde 2'ye bir tanım eklendi.
Fortunately, we have prevailed and so a definition has been included in Article 2.
#792
madde
ingredient
Tylenol'da etken madde nedir?
What is the active ingredient in Tylenol?
#792
madde
matter
Madde üzerinde konuşalım.
Let's talk over the matter.
#793
ücretsiz
free
Ücretsiz ise, bana bir kopya gönderin.
If it is free, please send me a copy.
#793
ücretsiz
free of charge
Bu ücretsiz.
It's free of charge.
#794
süreç
process
Demokratik fikirlerin o ülkeye tanıtılması yavaş bir süreç olacak.
Introducing democratic ideas into that country will be a slow process.
#795
memur
officer
Görevli memur arkasından yaşlı bir adamın geldiğini hissetti.
The police officer on duty sensed an elderly man coming up behind him.
#796
verecek
will
Çabalarınız yakında karşılığını verecek.
Your efforts will soon pay off.
#796
verecek
will give
Bu ilaç sana biraz rahatlık verecek.
This medicine will give you some relief.
#797
sanık
accused
Sanık ölüm cezasına mahkûm edildi.
The accused was sentenced to death.
#798
örnek
Example
Sen kötü bir örnek oldun.
You've set a bad example.
#798
örnek
example
Sen kötü bir örnek oldun.
You've set a bad example.
#798
örnek
sample
Bir örnek almak istersen, lütfen bize bildir.
If you would like to have a sample, please let us know.
#799
namazı
prayer
Sami akşam namazı için abdest aldı.
Sami performed ablution for the evening prayer.
#800
şeyi
thing
Böyle bir şeyi ne cüretle bana söylersin?
How dare you say such a thing to me?
#800
şeyi
stuff
O şeyi nasıl yiyebildiğini anlamıyorum.
I don't see how you can eat that stuff.
#800
şeyi
something
Siz bir şeyi kanıtlamaya çalışırken, bu onun doğru olduğunu bilmenize yardım eder.
When you're trying to prove something, it helps to know it's true.
Practice All Most Common Words from Your Phone
Download from the AppStore Download from GooglePlay

Take your learning to the next level with our mobile app

3000 Most Common Words
100k+ Example Sentences
Handsfree Autoplaying Flashcards
Schedulable Notifications
Progressively Translated Books
Anagram, Hangman, Lingo
Conjugation Pairs
12 Practice Types
100+ Versatile Topics
Add Your Own Words & Tags
Backup & Sync Progress
No Ads or Data Sharing
Available on all Platforms
Natural Pronunciation
Completely Offline
Custom Spaced Repetition
Direct Dictionary Search