Antik Germen kabileleri hastalıkları tedavi etme girişimlerinde şifalı otlar kullanırdı.
Ancient Germanic tribes used medicinal herbs in their attempts to cure diseases.
#4608
nasır
callus
Ayağımın tabanında bir nasır var.
I have a callus on the sole of my foot.
#4609
windows
Windows
Windows ile birlikte eklentilere sahip olmak zorundasın yoksa senin dosyalarını okumaz.
With Windows, you have to have extensions or it won't read your files.
#4609
windows
windows
Windows ile birlikte eklentilere sahip olmak zorundasın yoksa senin dosyalarını okumaz.
With Windows, you have to have extensions or it won't read your files.
#4610
albüm
album
Masanın üstünde bir albüm var.
There is an album on the desk.
#4611
anladım
understood
Onun ne dediğini anladım.
I understood what she said.
#4611
anladım
figured
Makinenin niçin çalışmadığını anladım.
I figured out why the machine wouldn't work.
#4611
anladım
realized
Seçtiğim şeyin beni ilgilendirmediğini anladım.
I realized that what I had chosen didn't really interest me.
#4612
dilini
language
1972'de, Dr. Francine Patterson Koko'ya işaret dilini öğretmeye başladı.
In 1972, Dr. Francine Patterson started to teach sign language to Koko.
#4612
dilini
tongue
Dilini tutmayı öğrenmelisin.
You've got to learn to hold your tongue.
#4613
egzoz
exhaust
Araba için yeni bir egzoz borusu almam zorundayım.
I'll have to get a new exhaust pipe for the car.
#4614
erkeğin
man
İngiltere her erkeğin görevini yapacağını umuyor.
England expects that every man will do his duty.
#4615
formülü
formula
O formülü reddediyor.
He refuses formula.
#4616
kablo
cable
Bize birkaç mil kablo gerek.
We need several miles of cable.
#4616
kablo
wire
Kablo olmadan internete ulaşmak mümkündür.
It is possible to access the Internet without a wire.
#4617
kablosuz
wireless
Birçok kütüphane, kablosuz yerel alan ağını da sağlar.
Many libraries also provide wireless local area network.
#4618
kesilmiş
cut
Tom ofisin etrafında kafası kesilmiş bir tavuk gibi koşuyordu.
Tom has been running around the office like a chicken with its head cut off.
#4618
kesilmiş
cut off
Tom ofisin etrafında kafası kesilmiş bir tavuk gibi koşuyordu.
Tom has been running around the office like a chicken with its head cut off.
#4619
mağara
Cave
Mağara girmeden önce meşale yaktı.
He had lit the torch before he entered the cave.
#4619
mağara
cave
Mağara girmeden önce meşale yaktı.
He had lit the torch before he entered the cave.
#4619
mağara
cavern
Bu bir mağara.
This is a cavern.
#4620
nane
mint
Akşam yemeğinden sonra ne istersin? Kahve, çay ya da nane suyu?
What would you like after dinner? Coffee, tea, or mint water?
#4620
nane
peppermint
Hiç nane şekerin var mı?
Do you have any peppermint candy?
#4621
seyyar
mobile
Tom ve Mary bir seyyar evde yaşıyorlar.
Tom and Mary live in a mobile home.
#4622
stil
style
Seninki ile aynı stil ceket istiyorum.
I want the same style of jacket as yours.
#4622
stil
Style
Seninki ile aynı stil ceket istiyorum.
I want the same style of jacket as yours.
#4623
sürüsü
swarm
Bir eşek arısı sürüsü çocuklara saldırdı.
A swarm of hornets attacked the children.
#4623
sürüsü
herd
Siyah alaca sığır sürüsü İngiliz kırsalında bir tarlada otlar.
A herd of Friesian cattle is grazing in a field in the British countryside.
#4623
sürüsü
flock
Havada uçan bir kuş sürüsü gördüm.
I saw a flock of birds flying aloft.
#4624
özü
Essence
Özgürlüğün özü matematiktir.
The essence of liberty is mathematics.
#4624
özü
essence
Özgürlüğün özü matematiktir.
The essence of liberty is mathematics.
#4625
tokyo
Tokyo
Öğleyin Tokyo İstasyonu'na varacağız.
We will get to Tokyo Station at noon.
#4625
tokyo
tokyo
Öğleyin Tokyo İstasyonu'na varacağız.
We will get to Tokyo Station at noon.
#4626
demografik
demographic
Bu bölgenin demografik yapısına daha dikkatli bakılması gerekir.
It is necessary to look more carefully into the demographic configuration of this region.
#4627
edemeyen
who can't
Yardıma ihtiyacı olduğunu kabul edemeyen insanlara yardım etmek zordur.
It's difficult to help people who can't admit they need help.
#4628
edilmez
not
Bahşiş kabul edilmez.
Tips are not accepted.
#4628
edilmez
is not
Yasayı bilmemek bir savunma gerekçesi olarak kabul edilmez.
Ignorance of the law is not accepted as a defence.
#4629
etiket
label
Çantaya bir etiket iliştirdi.
He attached a label to the bag.
#4629
etiket
sticker
Tanıdığım kimse bir araba için hiç etiket fiyatını ödemedi.
Nobody I know ever paid sticker price for a car.
#4630
eğilim
trend
Eğilim her zaman daha az işçi kullanarak daha fazla ürün üretmektir.
The trend is always to produce more products using fewer employees.
#4630
eğilim
tendency
O eğilim Amerikalılar arasında güçlüdür.
That tendency is strong among Americans.
#4631
kaşıntı
Itching
Yemek yedikten birkaç saat sonra kaşıntı ortaya çıktı.
The itching appeared several hours after eating.
#4631
kaşıntı
itching
Yemek yedikten birkaç saat sonra kaşıntı ortaya çıktı.
The itching appeared several hours after eating.
#4632
kılavuzu
manual
Bilgisayar kullanma kılavuzu yazabilen bir kişi arıyorum.
I am seeking a person who can write a personal computer manual.
#4633
mülkiyet
ownership
Mülkiyet bir seçenektir.
Ownership is an option.
#4633
mülkiyet
property
Buraya giremezsin. Bu özel bir mülkiyet.
You are not allowed here. This is private property.
#4634
ofsayt
offside
Yardımcı hakem ofsayt bayrağını kaldırdı.
The assistant referee raised his flag for offside.
#4635
sayılır
considered
İngilizce çoğu kez uluslararası bir dil sayılır.
English is often considered an international language.
#4636
tank
tank
O tank hareket ederken atış yapabilir.
This tank can shoot on the move.
#4637
uzatmak
extend
Kalışımı Pazar gününe kadar uzatmak istiyorum.
I'd like to extend my stay through Sunday.
#4638
yarıyıl
semester
Bir yarıyıl Fransızca eğitimi göreceğim.
I'm going to study French for one semester.
#4638
yarıyıl
Semester
Bir yarıyıl Fransızca eğitimi göreceğim.
I'm going to study French for one semester.
#4639
çağ
age
Biz genellikle, bizimkinin aslında trajik bir çağ olduğunun söylenildiğini duyuyoruz.
We often hear it said that ours is essentially a tragic age.
#4639
çağ
era
Devrim yeni bir çağ getirdi.
The revolution ushered in a new era.
#4640
ırkçılık
racism
Kurumsallaşmış ırkçılık polis gücü içinde önemli bir sorun.
Institutionalised racism is a significant problem within the police force.
#4641
şaka
Joke
Siz benimle şaka yapmamalısınız.
You should not play a joke on me.
#4641
şaka
joke
Siz benimle şaka yapmamalısınız.
You should not play a joke on me.
#4641
şaka
kidding
Sadece şaka yapıyorum.
I'm just kidding.
#4641
şaka
prank
Daha önce hiç ebeveynlerinden biriyle şaka yaptın mı?
Have you ever done a prank on one of your parents before?
#4642
şekerli
sugary
Şekerli içeceklerin hiçbir besin değeri yoktur ve kilo almaya önemli ölçüde etki ederler.
Sugary drinks have no nutritional value and contribute significantly to weight gain.
#4642
şekerli
sugar
Kahve, lütfen, kremalı ve şekerli.
Coffee, please, with cream and sugar.
#4643
havva
Eve
Havva, bilgi ağacından meyve kopardı.
Eve plucked fruit from the tree of knowledge.
#4644
makedonya
Macedonia
Sırbistan; Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan, Makedonya, Bosna ve Karadağ'la komşudur.
Serbia borders Hungary, Romania, Bulgaria, Croatia, Macedonia, Bosnia, and Montenegro.
#4645
anlamsız
meaningless
O oldukça anlamsız.
That's quite meaningless.
#4645
anlamsız
pointless
Sanırım işim anlamsız.
I think my job is pointless.
#4645
anlamsız
senseless
Onun hepsi çok anlamsız.
It's all so senseless.
#4646
emperyalist
imperialist
Avrupalı emperyalist güçlere karşı yapılan Türk İstiklal Savaşı 1919'dan 1923'e kadar devam etti.
The Turkish war of independence against European imperialist powers lasted from 1919 to 1923.
#4647
endişeli
worried
Ne kadar endişeli olduğumu bilmiyorsun.
You don't know how worried I am.
#4647
endişeli
anxious
Annen sağlığın konusunda endişeli.
Your mother is anxious about your health.
#4647
endişeli
apprehensive
O, performansı ile ilgili eleştiri alma hakkında endişeli.
She was apprehensive about receiving criticism of her performance.
#4647
endişeli
concerned
O, sınav sonucu hakkında endişeli.
He is concerned about the result of the exam.
#4648
fincan
cup
Lütfen bana bir fincan süt ver.
Please give me a cup of milk.
#4649
gen
gene
Bazı hastalıklara kusurlu bir gen tarafından sebep olunmaktadır.
Some diseases are caused by a defective gene.
#4650
herkesle
everyone
Herkesle beyzbol oynayalım.
Let's play baseball with everyone.
#4650
herkesle
with everyone
Herkesle beyzbol oynayalım.
Let's play baseball with everyone.
#4651
hoşgörü
tolerance
Sami Müslüman olanlarla olmayanlar arasında diyalog ve hoşgörü olmasından yanaydı.
Sami encouraged tolerance and dialogue between Muslims and non-Muslims.
#4651
hoşgörü
indulgence
Bu bir hoşgörü.
It's an indulgence.
#4652
hırsızlığı
theft
Bir hırsızlığı rapor etmek istiyorum.
I would like to report a theft.
#4653
kardiyovasküler
cardiovascular
Bazen kardiyovasküler hastalığın ilk belirtisi ölümdür.
Sometimes the first symptom of cardiovascular disease is death.
#4654
karışım
Mixture
Karışım çok kuru olduğu zaman, bir çay kaşığı soğuk su daha ekle.
Add more cold water a teaspoon at a time if the mixture is too dry.
#4654
karışım
mixture
Karışım çok kuru olduğu zaman, bir çay kaşığı soğuk su daha ekle.
Add more cold water a teaspoon at a time if the mixture is too dry.
#4654
karışım
blend
O özel bir karışım.
It's a special blend.
#4655
kumaş
fabric
Bu kumaş kolayca lekelenir.
This fabric stains easily.
#4655
kumaş
cloth
Bu kumaş uzun dayanmaz.
This cloth will not last long.
#4656
kuşkusuz
no doubt
O araba hiç kuşkusuz korkunç bir durumda.
That car is no doubt in an awful condition.
#4656
kuşkusuz
admittedly
Hiç kuşkusuz o bir güzel, ama onun hataları var.
She is a beauty, admittedly, but she has her faults.
#4656
kuşkusuz
undoubtedly
Ama kuşkusuz o zaman hiçbir bilimsel gelişme yoktu.
But undoubtedly there were no scientific advances then.
#4657
mekân
place
Bu mekân Dingo'nun ahırı gibi.
It's a three-ring circus in this place.
#4658
mürettebat
crew
Mürettebat gemiyi terk etti.
The crew abandoned the ship.
#4659
objektif
Objective
Objektif olarak bakınca, onun görüşleri rasyonalizmden epey uzak.
From an objective viewpoint, his argument was far from rational.
#4659
objektif
objectively
Benim kültürüm objektif olarak onlarınkinden daha üstün.
My culture is objectively superior to theirs.
#4660
parka
Park
Biz parka kadar yürüdük.
We walked as far as the park.
#4661
sayımı
census
ABD'de nüfus sayımı her on yılda bir yapılır.
In the United States, a census takes place every ten years.
#4662
tampon
buffer
Maalesef, keskin bir tampon bölgeden başka çaremiz yok.
Unfortunately, we have no choices but a certain buffer zone.
#4662
tampon
bumper
Trafik çok yoğundu. Arabalar tampon tampona dizilmişti.
The traffic was very heavy. The cars were lined up bumper to bumper.
#4663
tanımak
Recognize
Seni tanımak zordur.
It is hard to recognize you.
#4663
tanımak
recognize
Seni tanımak zordur.
It is hard to recognize you.
#4664
çizmek
draw
Ben resim çizmek istiyorum.
I would like to draw.
#4665
çöl
desert
Alacakaranlık çöl üzerine düştü.
Dusk fell over the desert.
#4666
örtülü
covered
Karlarla örtülü şu dağa bak.
Look at that mountain which is covered with snow.
#4666
örtülü
veiled
"Elitizm"in eleştirisi, genellikle entelektüelizm hakkında örtülü bir saldırıdır.
Criticism of "elitism" is often a veiled attack on intellectualism.
#4667
buket
bouquet
Bana bir buket çiçek sundu.
He presented me with a bouquet of flowers.
#4668
araştırmacı
researcher
Araştırmacı, sonuçlarını tahrif etti.
The researcher falsified his results.
#4668
araştırmacı
investigator
Sami özel bir araştırmacı tuttu.
Sami hired a private investigator.
#4668
araştırmacı
investigative
Tom bir araştırmacı gazetecidir.
Tom is an investigative journalist.
#4669
bakanın
Minister
Bakanın kendisiyle konuştum.
I spoke to the minister himself.
#4669
bakanın
minister
Bakanın kendisiyle konuştum.
I spoke to the minister himself.
#4670
basınç
pressure
Büyük basınç nedeniyle boru patladı.
The pipe burst due to great pressure.
#4671
bozuldu
broken
Televizyonum bozuldu.
My TV has broken down.
#4671
bozuldu
broke down
Bizim araba dün gece bozuldu.
Our car broke down last night.
#4671
bozuldu
broke
Bizim araba dün gece bozuldu.
Our car broke down last night.
#4672
dikiş
sewing
Odada dikiş dikmek için yeterli ışık yok.
There's not enough light in this room for sewing.
#4673
doz
dose
İlacından bir doz almanın zamanı geldi.
It's time you had a dose of your medicine.
#4674
doğurganlık
fertility
Ben bir doğurganlık ilacı alıyorum.
I'm taking a fertility drug.
#4675
jest
gesture
Jane kızgın bir jest yaptı.
Jane made an angry gesture.
#4676
mimarisi
architecture
Roma antik mimarisi ile ünlüdür.
Rome is famous for its ancient architecture.
#4677
niçin
why
Niçin bizi ziyaret etmeye gelmiyorsun?
Why don't you come visit us?
#4678
sterlin
pounds
Tom 30 sterlin kaybetti.
Tom has lost 30 pounds.
#4679
sınırlama
limit
Hiçbir sınırlama yok.
There's no limit.
#4680
vuruşu
hit
Tom sopayı salladı ve bir tur vuruşu yaptı.
Tom swung the bat and hit a home run.
#4680
vuruşu
kick
Kaleci topa dokunduğunda hakem diğer takıma bir köşe vuruşu verdi.
When the goalkeeper touched the ball, the referee awarded the other team a corner kick.
#4681
yarından
tomorrow
Yarından sonraki gün gel.
Come the day after tomorrow.
#4681
yarından
from tomorrow
İklimbilimcilerine göre, yarından itibaren hava çok sıcak olacak.
According to meteorologists, from tomorrow on the weather will be very hot.
#4682
yetiştirme
raising
Tom çocukları yetiştirme hakkında bir şey bilmiyor.
Tom doesn't know anything about raising children.
#4682
yetiştirme
growing
Organik tarım kimyasallar olmadan bir bitkileri (tahıllar, baklagiller, meyve) yetiştirme yöntemidir.
Organic agriculture is a method of growing plants (grains, legumes, fruit) without chemicals.
#4683
çantası
bag
Bu, Jane'in çantası.
This is Jane's bag.
#4683
çantası
kit
Dedemin II.Dünya savaşından kalan eski ilk yardım çantası tavan arasında.
In the attic is my grandfather's old first-aid kit from World War II.
#4683
çantası
purse
Ben el çantası taşımayı sevmiyorum.
I don't like to carry a purse.
#4684
milyoner
millionaire
Maliyeti ne kadar olursa olsun, milyoner sanat eserini alma konusunda ısrar etti.
The millionaire insisted on acquiring the masterpiece no matter how much it cost.
#4685
teğmen
Lieutenant
Teğmen rütbesine indirildi.
He was demoted to the rank of lieutenant.
#4686
arıcılık
beekeeping
Arıcılık hakkında tutkuluyum.
I am passionate about bee-keeping.
#4687
babalar
fathers
Babalar çalışıyorlar.
The fathers work.
#4687
babalar
dads
Bekâr babalar ABD'de gittikçe daha vokal oluyorlar.
Single dads are becoming more and more vocal in the U.S.
#4688
bombardıman
bombarded
Ben bütün gün bilgisayar ekranı önünde otururum, bu yüzden elektro-manyetik dalgalar tarafından oldukça şiddetli şekilde bombardıman edilirim.
I sit in front of a computer screen all day, so I get pretty heavily bombarded by electro-magnetic waves.
#4688
bombardıman
bombing
Bir sürü tehlikeli bombardıman saldırılarını tamamladı.
He completed many dangerous bombing raids.
#4689
bulaşan
transmitted
Doktorum bana cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyona yakalandığımı söyledi.
My doctor told me that I had contracted a sexually transmitted infection.
#4690
deney
experiment
O deney bir başarısızlıktı.
That experiment was a failure.
#4690
deney
experimenting
Onlar yeni bir arabayla deney yapıyorlar.
They're experimenting with a new car.
#4690
deney
try
Küçük bir deney yapalım.
Let's try a small experiment.
#4691
dilim
slice
Bir dilim tart daha alır mısın?
Will you have another slice of pie?
#4692
dizel
diesel
Dizel egzozunu solumak sağlığımız için kötüdür.
Inhaling diesel exhaust is bad for our health.
#4693
düşünür
thinker
O bağımsız bir düşünür.
He's an independent thinker.
#4693
düşünür
think
Birçok kişi deli olduğumu düşünür.
Most people think I'm crazy.
#4693
düşünür
considers
Kendini evrenin merkezi olarak düşünür.
He considers himself the center of the universe.
#4694
engelleme
blocking
Güneş tutulması ya da güneşin ışığını tam engelleme, güneş lekesinin karanlık ortasıyla kaplanmış alanda yaşayanlar tarafından görülür. Yarı gölge tarafından kaplanmış dünya alanında yaşayan insanlar bir kısmi tutulma görecektir.
A total solar eclipse, or a complete blocking out of the Sun's light, can only be seen by those who live in the area covered by the umbra. People who live in the area of the Earth covered by the penumbra will see a partial eclipse.
#4695
evim
Home
Yaşayacak evim yok.
I have no home to live in.
#4695
evim
house
Benim evim yanıyordu.
My house was on fire.
#4695
evim
home
Yaşayacak evim yok.
I have no home to live in.
#4696
gezmek
travel
Dünya'yı gezmek istiyorum.
I'd like to travel around the world.
#4697
giymek
wear
Dansta giymek için bir şeyin var mı?
Do you have anything to wear to the dance?
#4698
göçü
exodus
Kırsal göçü Almanya'nın bu bölgesindeki bütün köylerin nüfusunu azalttı.
The rural exodus depopulated entire villages in this region of Germany.
#4699
kanunun
law
Bu yeni kanunun, özgürlüğünü kısıtlayacağını hissediyor.
He feels this new law will restrict his freedom.
#4700
komplo
conspiracy
Komplo ile suçlandı.
He was charged with conspiracy.
#4700
komplo
plot
Onlar bir komplo olduğuna inanıyordu.
They believed there was a plot.
#4700
komplo
conspiring
Siz ikiniz ne hakkında komplo kuruyordunuz?
What were you two conspiring about?
Practice All Most Common Words from Your Phone
Take your learning to the next level with our mobile app