Expand your Turkish vocabulary with these high-frequency words. Perfect for intermediate learners looking to strengthen their foundation.
#4501
anlaşılması
understanding
Bu çalışma, biyolojinin anlaşılması için temeldir.
This book is fundamental for an understanding of biology.
#4501
anlaşılması
Understanding
Bu çalışma, biyolojinin anlaşılması için temeldir.
This book is fundamental for an understanding of biology.
#4502
başvurmak
apply for
O işe başvurmak için yeterince iyi şekilde Fransızca konuşmuyorum.
I don't speak French well enough to apply for that job.
#4503
dalgalı
wavy
Tom'un dalgalı saçları var.
Tom has wavy hair.
#4504
dalgıç
diver
Dalgıç ekipmanının sınırlarını test etmek istedi.
The diver wanted to test the limits of his equipment.
#4505
düzeltmek
fix
Bunu düzeltmek imkansız.
It's impossible to fix.
#4505
düzeltmek
correct
Bazen düzeltmek yazmaktan zordur.
Sometimes to correct is harder than to write.
#4505
düzeltmek
straighten
Onu düzeltmek için bitkiye bir çubuk bağladım.
I tied a stick to the plant to straighten it.
#4506
gözlük
goggles
Tom her zaman yüzerken gözlük takar.
Tom always wears goggles when he swims.
#4506
gözlük
glasses
İnsan gözlüksüz bir şey göremediğinden, gözlüğü yokken gözlük araması çok sinir bozucu bir şey.
It's very frustrating to try to find your glasses when you can't see anything without glasses.
#4506
gözlük
eyeglasses
O okumak için gözlük takar.
He wears eyeglasses to read.
#4507
insancıl
humane
Tom insancıl.
Tom is humane.
#4508
karbonhidrat
carbohydrate
Bazı insanlar yüksek yağ ve düşük karbonhidrat diyetinin sağlıklı olduğunu söylüyorlar.
Some people say a high fat–low carbohydrate diet is healthy.
#4508
karbonhidrat
carbohydrates
Hayvan hücrelerindeki karbonhidrat oranı yaklaşık yüzde altıdır.
The percentage of carbohydrates in animal cells is approximately 6 percent.
#4509
kare
square
100'ün kare kökü kaç?
What's the square root of 100?
#4509
kare
frame
O, kamera görüntüsünü kare kare gözden geçirdi.
He reviewed the footage frame by frame.
#4510
katalog
catalog
Bana yeni bir katalog gönder.
Send me a new catalog.
#4511
kullanışlı
useful
Bu kitapların hepsi kullanışlı değil.
Not all of those books are useful.
#4511
kullanışlı
handy
Otobüs durağı oldukça kullanışlı.
The bus stop is quite handy.
#4511
kullanışlı
convenient
Cep telefonları kullanışlı, onların sorumlu kullanılmasını istiyorum.
Cell phones are convenient, but I want them to be used responsibly.
#4512
kuzeydoğu
northeast
Tsez dili, Dağıstan'da yaklaşık 15.000 kişi tarafından konuşulan bir Kuzeydoğu Kafkasya dilidir.
Tsez is a Northeast Caucasian language spoken by about 15,000 people in Dagestan.
#4512
kuzeydoğu
northeastern
Kabiliye kuzeydoğu Cezayir'de bulunan dağlık bir bölgedir.
Kabylie is a mountainous region situated in northeastern Algeria.
#4513
kırılma
breaking
Herkesin bir kırılma noktası var.
Everybody has a breaking point.
#4513
kırılma
breakage
Ürünlerimizde mükemmelliği hedefliyoruz. Kırılma, paslanma veya yanlış sipariş gibi ender görülen durumlarda lütfen ürünün elinize ulaşmasından itibaren yedi gün içinde bize ulaşın.
We strive for perfection in our products. In the rare case that there is breakage, staining or the order is incorrect, please contact us within seven days of the product's arrival.
#4514
lisanslı
licensed
Tom lisanslı bir emlakçıdır.
Tom is a licensed real estate agent.
#4515
mezarlık
cemetery
Ben karanlıktan sonra mezarlık tarafında yürümekten kaçınmaya çalışıyorum.
I try to avoid walking by the cemetery after dark.
#4515
mezarlık
graveyard
Bütün hayatım boyunca böyle kasvetli bir mezarlık görmedim.
Never in all my life have I seen such a dreary graveyard.
#4516
nehir
River
Gökyüzünden bakıldığında, nehir kocaman bir yılan gibi görünüyordu.
Seen from the sky, the river looked like a huge snake.
#4516
nehir
river
Gökyüzünden bakıldığında, nehir kocaman bir yılan gibi görünüyordu.
Seen from the sky, the river looked like a huge snake.
#4517
odun
wood
Ateşe biraz daha odun koy.
Put some more wood on the fire.
#4518
pencere
window
Tom pencere camını kırdı.
Tom broke the window pane.
#4519
süs
ornamental
Sami bazı süs bitkileri satın aldı.
Sami bought some ornamental plants.
#4520
türünün
of its kind
Bu tartışmanın türünün sonuncusu olacağına söz veriyorum.
I promise that this discussion will be the last of its kind.
#4520
türünün
kind
O türünün tek örneği.
He's one of a kind.
#4520
türünün
species
Uzay araştırması insan türünün yayılması ve devamı için gereklidir.
Space research is necessary for the propagation and continuation of the human species.
#4521
yeteri
enough
Mayuko yeteri kadar uyumadı.
Mayuko has not slept enough.
#4522
yüzük
ring
Bu yüzük ne kadar değer?
How much is this ring worth?
#4522
yüzük
Ring
Bu yüzük ne kadar değer?
How much is this ring worth?
#4523
çek
check
Bu çek, hamiline ödenebilir.
This check is payable to the bearer.
#4523
çek
Czech
Çek kazağı satın almak istiyorum.
I want to buy a Czech sweater.
#4523
çek
pull
Kenara çek.
Pull over here.
#4523
çek
cheque
Tom çek alacaklısı olarak Mary'nin adını yazdı.
Tom wrote Mary's name as the cheque payee.
#4524
şartsız
unconditional
Şartsız bir aşk, zorlana olmayan aşkdır.
An unconditional love is love without coercion.
#4525
ekşi
sour
Limon ekşi bir meyvedir.
The lemon is a sour fruit.
#4526
zekeriya
Zechariah
Bir gecede Zekeriya peygamber, RAB'dan sekiz görüm aldı.
In one night, the prophet Zechariah received eight visions from the Lord.
#4527
atak
attack
Tom bir panik atak geçiriyor.
Tom is having a panic attack.
#4528
baklava
baklava
Baklava kıyılmış fındık ile dolu filo hamur katmanları yapılan tatlı hamurdur.
Baklava are sweet pastries made from layers of filo dough filled with chopped nuts.
#4528
baklava
Baklava
Baklava kıyılmış fındık ile dolu filo hamur katmanları yapılan tatlı hamurdur.
Baklava are sweet pastries made from layers of filo dough filled with chopped nuts.
#4529
bulantısı
nausea
Onların bulantısı vardı.
They had nausea.
#4529
bulantısı
sickness
Gebe kadınlar genellikle sabah bulantısı geçirirler.
Pregnant women often experience morning sickness.
#4530
cevizi
coconut
Bu bir Hindistan cevizi.
This is a coconut.
#4530
cevizi
walnut
O, cevizi dişleriyle kırdı.
She cracked the walnut with her teeth.
#4531
erkenden
early
Piyano hocam kötü hava nedeniyle erkenden eve gitmemi tavsiye etti.
Because of the bad weather, my piano teacher suggested that I go home early.
#4532
fıstığı
peanuts
Tom bir çocukken, yer fıstığı yiyemezdi.
Tom couldn't eat peanuts when he was a child.
#4532
fıstığı
nuts
Çam fıstığı nereden geliyor?
Where do pine nuts come from?
#4532
fıstığı
peanut
Yer fıstığı ezmesinden usandığını söylediğini düşünüyordum.
I thought you said you were sick of peanut butter.
#4533
haram
haram
Vov, vov, vov, haram.
It's absolutely haram.
#4533
haram
Haram
Vov, vov, vov, haram.
It's absolutely haram.
#4534
kapağı
cover
Bu kitabın kapağı yırtılmış.
The cover of this book has been torn off.
#4534
kapağı
lid
Kapağı açamıyorum.
I cannot get the lid off.
#4534
kapağı
cap
Tom kapağı açtı ve kavanozu Mary'ye uzattı.
Tom unscrewed the cap and handed the jar to Mary.
#4534
kapağı
hatch
Kapağı kapat.
Close the hatch.
#4535
merhaba
Hi
Merhaba, Bill. Nasılsın?
Hi, Bill. How are you?
#4535
merhaba
Hello
Merhaba, benim bir rezervasyonum var, adım Kaori Yoshikawa. İşte onay kartı.
Hello, I have a reservation, my name is Kaori Yoshikawa. Here is the confirmation card.
#4535
merhaba
Hey
Merhaba John, nasıl gidiyor?
Hey John, how's it going?
#4536
müfettiş
Inspector
Müfettiş Tom Jackson saatlerce Mary'yi sorguladı.
Inspector Tom Jackson questioned Mary for hours.
#4536
müfettiş
inspector
Müfettiş Tom Jackson saatlerce Mary'yi sorguladı.
Inspector Tom Jackson questioned Mary for hours.
#4537
pürüzsüz
smooth
Onun teni pürüzsüz
Her skin is smooth.
#4538
stok
stock
O stok dışı, sana yeniden kullanma hakkı verebilirim.
It's out of stock, but I can give you a rain check.
#4539
tsunami
tsunami
Tsunami dalgalarının on metre ya da daha az olacağı beklenmektedir.
It is expected that the tsunami surge will be ten meters or less.
#4540
vefa
loyalty
Vefa İstanbul'da bir semt adıdır.
Loyalty doesn't exist anymore.
#4541
villa
Villa
Keşke zengin olsaydım. Deniz kenarında bir villa satın alırdım.
If only I were rich, I would buy a villa on the seashore.
#4541
villa
villa
Keşke zengin olsaydım. Deniz kenarında bir villa satın alırdım.
If only I were rich, I would buy a villa on the seashore.
#4542
yap
do it
Riskini al ve onu yap.
Take your chance, and do it.
#4542
yap
do
O sana her ne söylerse yap.
Do whatever he tells you.
#4542
yap
make
Seçimini yap.
Make your choice.
#4543
çimento
cement
Hiç çimento kullanmadan kalenin duvarlarını inşa ettiler.
They built the walls of the fortress without using cement at all.
#4543
çimento
Cement
Hiç çimento kullanmadan kalenin duvarlarını inşa ettiler.
They built the walls of the fortress without using cement at all.
#4544
örtü
cover
O, arabasının üzerine bir örtü koydu.
He put a cover over his car.
#4545
kuvvetler
forces
Silahlı kuvvetler bütün bölgeyi ele geçirmede başarılıydı.
The armed forces succeeded in occupying the entire territory.
#4545
kuvvetler
Forces
Silahlı kuvvetler bütün bölgeyi ele geçirmede başarılıydı.
The armed forces succeeded in occupying the entire territory.
#4546
nijeryalı
Nigerian
Tom Nijeryalı dolandırıcılar tarafından dolandırıldı.
Tom was scammed by Nigerian scammers.
#4547
amaca
purpose
Bu hangi amaca hizmet ediyor?
What purpose does this serve?
#4548
başkasına
to someone else
Tom o tabloyu satın almak istiyor ama ben onu daha önce başkasına sattım.
Tom wants to buy that painting, but I've already sold it to someone else.
#4548
başkasına
someone else
Size reçete edilmiş ilacı başkasına vermeniz yasa dışıdır.
It's illegal to give someone else medication that was prescribed for you.
#4548
başkasına
somebody else
Tom onu başkasına sattı.
Tom sold it to somebody else.
#4549
fosfor
phosphorus
Hidrojen, karbon, azot, fosfor, oksijen, sülfür ve selenyum ametallerdir.
Hydrogen, carbon, nitrogen, phosphorus, oxygen, sulfur and selenium are nonmetals.
#4550
hayırsever
philanthropist
Hayırsever, servetini muhtaç insanlara yardımcı olmak için kullanmaya çalıştı.
The philanthropist tried to use her wealth to help people in need.
#4550
hayırsever
benevolent
O hayırsever bir cadı.
She's a benevolent witch.
#4550
hayırsever
benefactor
İsimsiz bir hayırsever bir hayvan barınağı için birkaç yüz bin dolar bağışladı.
An anonymous benefactor bequeathed several hundred thousand dollars to an animal shelter.
#4551
hissetmek
feel
Birinden daha aşağıda olduğunu hissetmek için hiçbir neden yoktur.
There is no reason for you to feel inferior to anyone.
#4552
kullanılmış
used
Kardeşim kullanılmış bir araba satın aldı, bu yüzden çok pahalı değildi.
My brother bought a used car, so it was not very expensive.
#4553
kıskançlık
Jealousy
Kıskançlık olmadan sevgi yoktur.
There's no love without jealousy.
#4553
kıskançlık
jealousy
Kıskançlık olmadan sevgi yoktur.
There's no love without jealousy.
#4553
kıskançlık
envy
Kıskançlık yedi ölümcül günahtan biridir.
Envy is one of the seven deadly sins.
#4554
müsait
available
Müsait olan tek oda bir çift kişilik.
The only room available is a double.
#4555
olabildiğince
as
O buluşmanın olabildiğince kısa sürede düzenlenmesinde ısrar ediyoruz.
We insist that a meeting be held as soon as possible.
#4555
olabildiğince
as much as possible
Lütfen Tom'a olabildiğince yardım et.
Please help Tom as much as possible.
#4556
rengini
color
Tişörtünün rengini seviyor.
She loves the color of her T-shirt.
#4557
tarikat
cult
Bu gerçek bir din değil. Bu bir tarikat.
It's not a genuine religion. It's a cult.
#4558
şimdiki
present
Geçmişte değil, şimdiki zamanda yaşamalısın.
You must live in the present, not in the past.
#4558
şimdiki
Current
Şimdiki kız arkadaşımı spor salonunda tanıdım.
I got to know my current girlfriend at the gym.
#4559
şov
Show
Şov cuma günü.
The show is on Friday.
#4559
şov
show
Şov cuma günü.
The show is on Friday.
#4560
cezayir
Algeria
Cezayir, Kuzey Afrika'da bir ülkedir.
Algeria is a country in North Africa.
#4560
cezayir
Algiers
Cezayir benim şehrim.
Algiers is my town.
#4561
dinç
vigorous
Büyükannem 82 yaşında ve hâlâ dinç.
My grandmother is still vigorous at 82 years old.
#4562
kongo
Congo
Kinşasa, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin başkentidir.
Kinshasa is the capital city of the Democratic Republic of Congo.
#4563
açlıktan
starvation
Zavallı kedi açlıktan ölmenin eşiğindeydi.
The poor cat was on the verge of starvation.
#4563
açlıktan
starving
Açlıktan ölse bile yardım istemezdi.
He didn't like to ask for help even if he was starving.
#4563
açlıktan
hunger
Açlıktan ve yorgunluktan dolayı köpek sonunda öldü.
With hunger and fatigue, the dog died at last.
#4563
açlıktan
famished
Tom eve geldiğinde muhtemelen açlıktan ölmüş olacak.
Tom will probably be famished when he gets home.
#4564
bacak
leg
Hangi bacak acıyor?
Which leg hurts?
#4565
bahse
bet
Madonna'nın kariyerine bir süre için geri dönmeyeceğine bahse girerim.
I'll bet Madonna doesn't return to her career for awhile.
#4566
bilimi
science
Ben bilimi sevmiyorum.
I do not like science.
#4567
canlılık
vitality
Sağlık ve canlılık uzun hayat için gereklidir.
Health and vitality are important for long life.
#4568
endüstri
industry
Hükümet ve endüstri çevre kirliliğiyle mücadele etmek için işbirliği yapıyor.
The government and industry are cooperating to fight pollution.
#4568
endüstri
industrial
Nehrin kenarında yeni bir endüstri bölgesi kurmaya başladılar.
They began to develop a new industrial site near the river.
#4569
etiketi
label
Tom şişenin üzerindeki etiketi okudu.
Tom read the label on the bottle.
#4569
etiketi
tag
Ürün yüksek bir fiyat etiketi taşımaktadır.
The product carries a high price tag.
#4570
evlenme
Marriage
O size evlenme teklif etti mi?
Did he propose marriage to you?
#4570
evlenme
married
Bana onunla evlenme nedenini söyle.
Tell me the reason why you married her.
#4570
evlenme
get married
Mary oğlunun evlenme kararına karşı çıktı.
Mary opposed her son's decision to get married.
#4570
evlenme
marriage
O size evlenme teklif etti mi?
Did he propose marriage to you?
#4571
gündelik
Everyday
Savaşı gündelik gerçeklik yaparak, bu savaşa sebep olan politik görüştür.
Because it is politics that has caused this war, making the war our everyday reality.
#4571
gündelik
everyday
Savaşı gündelik gerçeklik yaparak, bu savaşa sebep olan politik görüştür.
Because it is politics that has caused this war, making the war our everyday reality.
#4571
gündelik
casual
Nedensel ilişkiyle gündelik ilişki arasındaki fark nedir?
What is the difference between a causal relationship and a casual relationship?
#4572
hayatlarının
of their lives
Tom ve Mary hayatlarının geriye kalan kısmı boyunca birlikte yaşamayı planlıyorlar.
Tom and Mary plan to be together for the rest of their lives.
#4573
kola
Coke
İki hamburger ve bir kola alabilir miyim lütfen?
Can I have two hamburgers and a coke, please?
#4573
kola
coke
İki hamburger ve bir kola alabilir miyim lütfen?
Can I have two hamburgers and a coke, please?
#4573
kola
cola
Onlar kola içerler.
They drink cola.
#4574
kırmak
break
Peter vazoyu kırmak niyetinde değildi.
Peter didn't intend to break the vase.
#4574
kırmak
offend
Üzgünüm, seni kırmak istemedim.
I'm sorry, I didn't mean to offend you.
#4575
manzarası
scenery
Bu dağ manzarası çok güzeldir.
This mountain scenery is very beautiful.
#4576
mecbur
compelled
Oraya gitmeye mecbur edildim.
I was compelled to go there.
#4576
mecbur
forced
Ben yalan söylemeye mecbur kaldım.
I was forced to lie.
#4577
reaksiyon
reaction
Zincirleme bir reaksiyon başladı.
It started a chain reaction.
#4578
rota
route
Bu rota boyunca 20 tane istasyon vardır.
There are 20 stations along this route.
#4578
rota
course
Geminin kaptanı rota değiştirmeye karar verdi.
The captain of the ship decided to change course.
#4579
çıraklık
apprenticeship
Bazı elektrikçiler üniversiteye gitme yerine çıraklık sistemi içinde mesleklerini öğrenirler.
Some electricians learn their trade within an apprenticeship system instead of going to college.
#4580
bay
mister
Bay Petro ve eşi çocuklarımı çok seviyor; ben de onunkileri çok seviyorum.
Mister Petro and his wife love my children a lot; I love theirs a lot, too.
#4581
hitit
Hittite
Hitit dili öğreniyorum.
I'm learning Hittite.
#4582
sparta
sparta
Bu Sparta değil, İskoçya içindir.
This is for Scotland, not for Sparta.
#4582
sparta
Sparta
Bu Sparta değil, İskoçya içindir.
This is for Scotland, not for Sparta.
#4583
belirti
Symptom
Bu kötü bir belirti.
That's a bad symptom.
#4583
belirti
symptoms
Bende herhangi bir belirti yok.
I don't have any symptoms.
#4583
belirti
signs
İlkbahar için hala hiçbir görsel belirti yoktu.
There were still no visual signs of spring.
#4584
bilişsel
cognitive
Onun biraz bilişsel bozukluğu var.
He has some cognitive impairment.
#4585
boksör
Boxer
Nakavttan on dakika sonra boksör yeniden bilincini kazandı.
Ten minutes after the knockout, the boxer regained consciousness.
#4585
boksör
boxer
Nakavttan on dakika sonra boksör yeniden bilincini kazandı.
Ten minutes after the knockout, the boxer regained consciousness.
#4586
damat
Groom
Damat şu anda bir şirket için çalışıyor ve gelin de bizim öğretmenimiz.
The groom works for a company now, and the bride is our teacher.
#4586
damat
groom
Damat şu anda bir şirket için çalışıyor ve gelin de bizim öğretmenimiz.
The groom works for a company now, and the bride is our teacher.
#4586
damat
bridegroom
Matthew yakında evlenecek; o çok yakışıklı bir damat olacak.
Matthew is soon to be married; he will make a very handsome bridegroom.
#4587
dinleme
listening
Senin kötü hafızan senin kötü dinleme alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır.
Your poor memory is due to poor listening habits.
#4588
dolmuş
expired
Tom 2013'ten beri süresi dolmuş bir vizeyle burada yaşıyor.
Tom has been living here on an expired visa since 2013.
#4589
düzeltme
Correction
Düzeltme için teşekkürler.
Thanks for the correction.
#4589
düzeltme
correction
Düzeltme için teşekkürler.
Thanks for the correction.
#4589
düzeltme
fix
O sadece geçici bir düzeltme.
It's only a temporary fix.
#4590
epey
quite a lot
Bu yüksek maaşınla epey birikim yapmışsındır diye tahmin ediyorum.
With that big salary you're getting I guess you've saved up quite a lot.
#4590
epey
pretty
Bu, epey cesurca.
That's pretty brave.
#4590
epey
quite
Bu yüksek maaşınla epey birikim yapmışsındır diye tahmin ediyorum.
With that big salary you're getting I guess you've saved up quite a lot.
#4590
epey
plenty of
Eline epey fırsat geçmişti senin.
You've had plenty of opportunities.
#4591
gemiye
to the ship
Gemiye dön.
Get back to the ship.
#4591
gemiye
aboard
Yolcuların hepsi gemiye bindi.
The passengers all went aboard the ship.
#4591
gemiye
ship
Yolcuların hepsi gemiye bindi.
The passengers all went aboard the ship.
#4592
gözetim
surveillance
Polisler Tom'u gözetim altına aldılar.
The police have Tom under surveillance.
#4593
karavan
trailer
Karavan kampında yaşıyor.
He lives in a trailer park.
#4594
kokain
Cocaine
O aşırı dozda kokain aldı.
He OD'd on cocaine.
#4594
kokain
cocaine
O aşırı dozda kokain aldı.
He OD'd on cocaine.
#4595
kuaför
hairdresser
Kuaför konuğun saçını kesti.
The hairdresser cut the guest's hair.
#4596
kılavuz
Guide
Ben sizin için bir kılavuz olarak hareket edeceğim.
I'll act as a guide for you.
#4596
kılavuz
guide
Ben sizin için bir kılavuz olarak hareket edeceğim.
I'll act as a guide for you.
#4596
kılavuz
manual
Kılavuz kameranın tüm ayrıntılarını anlatmaktadır.
The instruction manual describes all the particulars of the camera.
#4597
miyim
Can I
Menüyü tekrar alabilir miyim lütfen?
Can I have the menu again, please?
#4598
oturmak
sit
Sigara içilmeyen bölümünde oturmak istiyorum.
I would like to sit in the non-smoking section.
#4598
oturmak
sit down
Tüm yapmanız gereken, burada oturmak ve doktorun sorularını cevaplamak.
All you have to do is sit down here and answer the doctor's questions.
#4599
sahtecilik
forgery
Bu tablo bir sahtecilik.
This painting is a forgery.
#4600
spot
spot
Spot da gitti mi?
Did Spot go, too?
Practice All Most Common Words from Your Phone
Take your learning to the next level with our mobile app