Top 4201-4300 Most Common Turkish Words

Expand your Turkish vocabulary with these high-frequency words. Perfect for intermediate learners looking to strengthen their foundation.

#4201
macera
adventure
Hikaye gizemli bir macera etrafında gelişiyor.
The story revolves around a mysterious adventure.
#4202
taşeron
subcontractor
Tom bir taşeron.
Tom is a subcontractor.
#4203
yaşın
age
Irkın ya da yaşın ya da dinin umurumda değil.
I don't care about your race or age or religion.
#4204
yüzyıl
century
Yüz yıla yüzyıl denir.
100 years is called a century.
#4205
ödemeyi
payment
Biz ödemeyi banka transferiyle yapacağız.
We will make the payment by bank transfer.
#4205
ödemeyi
pay
Zararı ödemeyi reddettikleri için mahkemeye gittik.
We went to court when they refused to pay for the damage.
#4206
övgü
Praise
Övgü öğrencileri çok çalışmaya teşvik eder.
Praise stimulates students to work hard.
#4206
övgü
praise
Övgü öğrencileri çok çalışmaya teşvik eder.
Praise stimulates students to work hard.
#4206
övgü
compliments
Tom her zaman övgü için balık tutuyor.
Tom is always fishing for compliments.
#4206
övgü
accolades
Yeni kitabı dergilerden övgü aldı.
His new book received accolades from the magazines.
#4207
elmas
Diamond
Hiçbir şey elmas kadar sert değildir.
Nothing is as hard as a diamond.
#4207
elmas
diamond
Hiçbir şey elmas kadar sert değildir.
Nothing is as hard as a diamond.
#4208
nil
Nile
Nil dünyadaki diğer herhangi bir nehirden daha uzundur.
The Nile is longer than any other river in the world.
#4209
ayçiçeği
sunflower
Bu bir ayçiçeği.
It's a sunflower.
#4209
ayçiçeği
Sunflower
Bu bir ayçiçeği.
It's a sunflower.
#4210
banyo
bathroom
Banyo şimdi meşgul.
The bathroom is occupied now.
#4210
banyo
bath
Banyo yapacağım.
I'm going to take a bath.
#4210
banyo
bathing
O zamanda güneşte banyo yapıyordu.
At that time, she was bathing in the sun.
#4211
dimdik
upright
O, dimdik ayağa kalktı.
She stood bolt upright.
#4212
dükkanı
shop
Bir banka ve okul arasında dükkanı bulacaksın.
You'll find the shop between a bank and a school.
#4212
dükkanı
store
Tom dükkanı kapatıyor.
Tom is closing the store.
#4213
enfeksiyonu
infection
Geçen ay idrar yolu enfeksiyonu geçirdim.
I had a bladder infection last month.
#4214
gazetecilik
journalism
Gelecekte gazetecilik işine girmek istiyorum.
I'd like to get into journalism in the future.
#4214
gazetecilik
journalistic
Gazetecilik metni edebi eser değildir.
Journalistic text is not a literary work.
#4215
hakikaten
really
Hakikaten lezzetli.
This is really delicious.
#4216
mektubu
letter
Sen mektubu yazıncaya kadar bekleyeceğim.
I will wait till you have written the letter.
#4216
mektubu
Letter
Sen mektubu yazıncaya kadar bekleyeceğim.
I will wait till you have written the letter.
#4217
olmamış
it didn't happen
Sadece o olmamış gibi davran.
Just pretend that it didn't happen.
#4217
olmamış
happened
Kazanın olmamış olmasını diliyor.
He wishes the accident hadn't happened.
#4217
olmamış
hasn't been
Bu kullanıcı iki yıldır çevrim içi olmamış.
This user hasn't been online for two years.
#4218
sirke
Vinegar
Bana sirke ve yağ getirin lütfen.
Bring me vinegar and oil, please.
#4218
sirke
vinegar
Bana sirke ve yağ getirin lütfen.
Bring me vinegar and oil, please.
#4218
sirke
circus
İlk kez bir sirke götürüldüm.
I was taken to a circus for the first time.
#4219
sola
left
Köşede sola döndük ve kuzeye gittik.
We turned left at the corner and drove north.
#4220
unutmamak
forget
Lütfen dışarı çıkarsan, kapıyı kilitlemeyi unutmamak için dikkatli ol.
Please be careful not to forget to lock the door when you go out.
#4220
unutmamak
not to forget
Lütfen dışarı çıkarsan, kapıyı kilitlemeyi unutmamak için dikkatli ol.
Please be careful not to forget to lock the door when you go out.
#4221
yağma
looting
Yağma vardı.
There was looting.
#4221
yağma
plundering
Yağma, tecavüz ve talan, savaş sırasında yaygındır.
Looting, raping, and plundering are common during wartime.
#4222
yelken
sail
Gemi yarın 15:00'te Hong Kong'a yelken açacak.
The ship will set sail for Hong Kong tomorrow at 3 p.m.
#4222
yelken
sailing
Ben yelken kulübüne üyeyim.
I belong to the sailing club.
#4223
yükseltmek
upgrade
Yazılımını yükseltmek için indirme sayfasına gitmelisin ve en son sürümü indirmelisin.
To upgrade the firmware, you must go to the download page and download the latest version.
#4223
yükseltmek
raise
Ev sahibi kirayı yükseltmek istediğini söylüyor.
The landlord says he wants to raise the rent.
#4224
üreme
reproduction
Aşırı avcılık, aynı zamanda okyanus sağlığını da tehdit etmektedir. Bu, doğal üreme yoluyla popülasyonun yerini alabileceğinden daha fazla balık yakalandığında ortaya çıkar.
Overfishing also threatens ocean health. It occurs when more fish are caught than the population can replace through natural reproduction.
#4224
üreme
reproductive
Penis, erkek üreme organlarından biridir.
The penis is one of the male reproductive organs.
#4225
opera
Opera
Opera yedide başlar.
The opera starts at seven.
#4225
opera
opera
Opera yedide başlar.
The opera starts at seven.
#4225
opera
operatic
Tom, İtalyan opera aryalarını söylemekten hoşlanır.
Tom likes to sing Italian operatic arias.
#4226
dayanıklılık
endurance
Bu bir fiziksel dayanıklılık testidir.
This is a physical endurance test.
#4227
dolgu
Filling
Diş hekimi geçici dolgu yerleştirdi.
The dentist put in a temporary filling.
#4228
dramatik
dramatic
Bu kadar dramatik olma.
Don't be so dramatic.
#4228
dramatik
dramatically
Şartlar dramatik bir şekilde değişti.
Things changed dramatically.
#4229
emekçi
laborer
Tom bir emekçi olarak çalıştı.
Tom worked as a laborer.
#4230
erkeği
man
Dünyanın en mutlu erkeği benim.
The world's happiest man is me.
#4231
etmemek
not to
Onu rahatsız etmemek için dikkatli olmalısın.
You should be careful not to bother him.
#4232
havlu
towel
Bana kuru bir havlu getirin.
Bring me a dry towel.
#4233
işitme
Hearing
Ben bu işitme cihazı için 20.000 yen ödedim.
I paid twenty thousand yen for this hearing aid.
#4233
işitme
hearing
Ben bu işitme cihazı için 20.000 yen ödedim.
I paid twenty thousand yen for this hearing aid.
#4234
kendim
myself
Onu kendim yapmak istiyorum.
I want to do it myself.
#4235
koşulsuz
unconditional
Koşulsuz desteğimize sahipsiniz.
You have our unconditional support.
#4235
koşulsuz
unconditionally
Fadil, Dania'yı koşulsuz olarak sevdi.
Fadil loved Dania unconditionally.
#4236
savaştan
war
Aile, savaştan sonra zor günler geçirdi.
The family had a hard time after the war.
#4236
savaştan
from war
Savaştan döndükten sonra birçok asker travma sonrası stres sendromu belirtileri gösteriyor.
After returning from war, many soldiers show signs of post-traumatic stress syndrome.
#4237
tanıdık
Familiar
Robin Hood efsanesi bize tanıdık.
We are familiar with the legend of Robin Hood.
#4237
tanıdık
familiar
Robin Hood efsanesi bize tanıdık.
We are familiar with the legend of Robin Hood.
#4237
tanıdık
acquaintance
O bir arkadaştan daha çok bir tanıdık.
She is more an acquaintance than a friend.
#4238
taşımacılık
transportation
Taşımacılık araçlarımız yok.
We have no means of transportation.
#4239
teslimat
Delivery
Teslimat fiyata dahil değildir.
Delivery is not included in the price.
#4239
teslimat
delivery
Teslimat fiyata dahil değildir.
Delivery is not included in the price.
#4240
vs
etc
Sırt çantamın içinde birçok renkli dolma kalemler, kırmızı olanlar, mavi olanlar , yeşil olanlar v.s var.
Inside my backpack there are many colored pens, red ones, blue ones, green ones, etc.
#4241
şikâyet
Complaint
Şikâyet için sebep yok.
There is no cause for complaint.
#4241
şikâyet
complaint
Şikâyet için sebep yok.
There is no cause for complaint.
#4241
şikâyet
complain
Şikâyet etmekten başka yapacak bir şeyin yok.
You've got nothing to complain of.
#4242
etiyopya
Ethiopia
Etiyopya, Doğu Afrika'da en büyük ülkedir.
Ethiopia is the largest country in Eastern Africa.
#4243
profesör
professor
Profesör ona öğrencilerinden biri gibi davrandı.
The professor treated her as one of his students.
#4244
tahran
Tehran
Tahran İran'dadır.
Tehran is in Iran.
#4245
terazi
Libra
Terazi burcuyum.
I'm a Libra.
#4245
terazi
libra
Terazi burcuyum.
I'm a Libra.
#4246
devri
age
Taş Devri kalıntıları keşfedildi.
The Stone Age ruins were discovered.
#4246
devri
era
Yontma taş devri hakkında okumayı seviyorum.
I like to read about the Paleolithic era.
#4247
hamilelik
pregnancy
Yakında Mary'nin hamilelik haberi yayılır.
The news of Mary's pregnancy will soon get around.
#4247
hamilelik
Pregnancy
Yakında Mary'nin hamilelik haberi yayılır.
The news of Mary's pregnancy will soon get around.
#4248
izole
isolated
Köy sel tarafından izole edildi.
The village was isolated by the flood.
#4248
izole
insulated
Ev iyi izole edilmiş.
The house is well insulated.
#4249
jet
jet
Jet Tokyo'da indi.
The jet landed at Tokyo.
#4250
komedi
Comedy
Shakespeare hem dram hem de komedi yazdı.
Shakespeare wrote both tragedy and comedy.
#4250
komedi
comedy
Shakespeare hem dram hem de komedi yazdı.
Shakespeare wrote both tragedy and comedy.
#4251
neşe
joy
Güzel hava yolculuğumuza neşe ekledi.
Fine weather added to the joy of our trip.
#4252
neşeli
cheerful
Ne olursa olsun, neşeli kalmalıyız.
Come what may, we must remain cheerful.
#4252
neşeli
joyful
Neşeli beklentiyle doldurulduk.
We were filled with joyful expectation.
#4252
neşeli
merry
O, neşeli bir arkadaştır.
He is a merry fellow.
#4253
oturuyor
sitting
Mary sırada oturuyor.
Mary is sitting at the desk.
#4254
plaj
beach
Bu plaj sörfçüler için bir cennet.
This beach is a paradise for surfers.
#4254
plaj
Beach
Bu plaj sörfçüler için bir cennet.
This beach is a paradise for surfers.
#4255
sinsi
sneaky
Ne kadar sinsi olursan ol, asla kendine sürpriz yapamazsın.
No matter how sneaky you are, you can never surprise yourself.
#4255
sinsi
insidious
Bu çok sinsi bir hastalık. Çok geç olana kadar onu fark etmezsiniz.
That's a very insidious disease. You don't notice it until it's too late.
#4255
sinsi
sly
O, yüzünde sinsi bir gülümsemeyle bana baktı.
She looked at me with a sly smile on her face.
#4256
taksici
taxi driver
Tom taksici olmadan önce okul servisinde şoförlük yapıyordu.
Tom was a school bus driver before he became a taxi driver.
#4256
taksici
taxi
Tom taksici olmadan önce okul servisinde şoförlük yapıyordu.
Tom was a school bus driver before he became a taxi driver.
#4257
afgan
afghan
Afgan demokrasinin bile nükleer bombalarla korunması gerekir.
Afghan democracy needs to be preserved even with nuclear bombs.
#4258
hırvatistan
Croatia
Hırvatistan Avrupa'nın güneydoğusunda yer almaktadır.
Croatia is in the southeastern part of Europe.
#4259
koreli
Korean
Japonun Koreli ile ortak bir şeyi var.
Japanese has something in common with Korean.
#4259
koreli
korean
Japonun Koreli ile ortak bir şeyi var.
Japanese has something in common with Korean.
#4260
pekin
Peking
Çin restoranında Pekin ördeği yedik.
We ate Peking duck in the Chinese restaurant.
#4260
pekin
Beijing
Pekin, Roma'dan daha büyüktür.
Beijing is bigger than Rome.
#4261
birisinin
someone
Birisinin yardım çağrısında bulunduğunu duydum.
He heard someone calling for help.
#4261
birisinin
somebody
Birisinin Tom'la konuşması gerekiyor.
Somebody ought to talk to Tom.
#4262
bolca
a lot
Çocukluğunda bolca mutlu anın oldu mu?
Did you have a lot of happy experiences in your childhood?
#4262
bolca
plenty of
Endişelenme. Bolca suyumuz ve yiyeceğimiz var.
Don't worry. We have plenty of water and food.
#4263
fasulye
beans
Bahçemde fasulye ekiyorum.
I am planting beans in my garden.
#4264
formu
form
Bir başvuru formu yazdım.
I wrote off for an application form.
#4264
formu
form below
Aşağıdaki formu doldurunuz.
Fill out the form below.
#4265
gecesinde
on the night
Cinayet gecesinde Tom'u en son ne zaman gördün?
On the night of the murder, when was the last time that you saw Tom?
#4266
inancı
belief in
Onun Allah'a olan inancı sarsılmaz.
Her belief in God is unshaken.
#4266
inancı
belief
Onun sağlam bir inancı var.
He has a firm belief.
#4266
inancı
faith
Çocukların genellikle ailelerine inancı var.
Children usually have faith in their parents.
#4267
inme
stroke
Geçen yıl bir inme geçirdim.
I had a stroke last year.
#4268
marketler
markets
İki tane yüzme havuzu, çeşitli sinemalar, marketler, mağazalar, her şey vardır.
There are two swimming pools, several cinemas, markets, shops, everything.
#4269
rezil
infamous
2011 yılının en rezil ifadesi "kebap cinayetleri'"dir.
Year 2011's most infamous expression is "Kebab murders".
#4269
rezil
disgrace
Kendimi rezil etmektense ölmeyi tercih ettim.
I would rather die than disgrace myself.
#4269
rezil
embarrass
Kendinizi rezil etmeyin.
Don't embarrass yourselves.
#4270
sonbahar
fall
Sonbahar spor için en iyi sezondur.
Fall is the best season for sports.
#4270
sonbahar
autumn
O hoş bir sonbahar akşamı idi.
It was a lovely autumn evening.
#4271
yazmak
writing
Tek yazılması gereken iki kelimeyi, iki ayrı kelime olarak yazmak Norveç'te büyük bir problemdir.
Writing two separate words when it should be written as one is a big problem in Norway.
#4271
yazmak
write
Yazmak için bir şeyin var mı?
Do you have something to write with?
#4272
yukarıya
up
Merdivenlerden yukarıya koştuktan sonra nefes nefese kaldım.
I'm out of breath after running up the stairs.
#4272
yukarıya
upstairs
Tom Mary'nin yukarıya çıktığını duydu.
Tom heard Mary go upstairs.
#4273
çığır
groundbreaking
Tom'un yaptığı her şey çığır açandı.
Everything Tom did was groundbreaking.
#4274
şantaj
blackmail
Bana şantaj yapmaya mı çalışıyorsun?
Are you trying to blackmail me?
#4274
şantaj
racketeering
Dokuz FIFA yetkilisi tutuklandı ve şantaj ve rüşvet ile suçlandı.
Nine FIFA officials have been arrested and charged with racketeering and bribery.
#4274
şantaj
extortion
Bu bir şantaj.
This is extortion.
#4275
papa
papa
Papa yatmadan önce tüm ışıkların kapatıldığından emin oldu.
Papa made sure all the lights were turned off before going to bed.
#4275
papa
Pope
Papa kırmızı elbisesi ile göründü.
The pope appeared in his red robe.
#4276
pelin
absinthe
Tom pelin otu içerken masada yalnız oturuyordu.
Tom sat alone at the table, drinking absinthe.
#4277
sevgililer
Valentines
Sevgililer günü hediyeleri için mücevher satın almak zordur.
Buying jewelry for Valentines Day gifts is difficult.
#4277
sevgililer
lovers
Onlar sadece oda arkadaşı değiller. Onlar aynı zamanda sevgililer.
They're not just roommates. They're also lovers.
#4278
anlaşılır
understandable
Bu kesinlikle anlaşılır.
It's perfectly understandable.
#4278
anlaşılır
understandably
Tom anlaşılır biçimde kızgındı.
Tom was understandably angry.
#4278
anlaşılır
comprehensible
Bir sözlük sözcükleri anlaşılır hale getirir.
A dictionary makes words comprehensible.
#4279
dağlık
mountainous
Ermenistan dağlık bir ülkedir.
Armenia is a mountainous country.
#4280
edinmek
acquire
En kısa sürede iyi bir iş İngilizcesi bilgisi edinmek zorundasın.
You have to acquire as soon as possible a good knowledge of business English.
#4281
gerçekler
Facts
Gerçekler herkes tarafından öğrenildi.
The facts became known to everyone.
#4281
gerçekler
facts
Gerçekler herkes tarafından öğrenildi.
The facts became known to everyone.
#4281
gerçekler
truth
Her söylentide bazı gerçekler vardır.
There's some truth in every rumor.
#4282
hurda
scrap
Eski araba hurda için alındı.
The old car was taken for scrap.
#4282
hurda
junk
Tom bir sürü hurda biriktirdi.
Tom has accumulated a lot of junk.
#4283
iyisi
better
Yıldızları çıplak gözle, hatta daha da iyisi teleskopla görebilirsin.
You can see the stars with your naked eye, and even better through a telescope.
#4283
iyisi
good
İyi bir romandan iyisi yoktur.
There's nothing better than a good novel.
#4284
kafasını
his head
Müzisyen kafasını salladı ve küçük piyanosunu bir kenara itti.
The musician shook his head and pushed his little piano away.
#4285
karşılıksız
unrequited
Yaşamın anlamı, karşılıksız sevgiden doğan tertemiz gözyaşlarıdır.
The meaning of life is the pure tears of unrequited love.
#4286
kilise
Church
Kilise çanları çalıyor.
The church bells are ringing.
#4286
kilise
church
Kilise çanları çalıyor.
The church bells are ringing.
#4287
kimya
Chemistry
Kimya bilimi son zamanlarda dikkate değer bir gelişim gösterdi.
Chemistry has made notable progress in recent years.
#4287
kimya
chemistry
Kimya bilimi son zamanlarda dikkate değer bir gelişim gösterdi.
Chemistry has made notable progress in recent years.
#4288
laboratuvar
laboratory
15 Mart'a kadar laboratuvar ekipmanını teslim edebileceğimden eminim.
I'm certain we can deliver the laboratory equipment by March 15th.
#4288
laboratuvar
lab
Tom laboratuvar önlüğünü çıkardı ve onu sandalyeye astı.
Tom took off his lab coat and hung it over the chair.
#4289
nar
pomegranate
Nar suyu satın aldın mı?
Did you buy the pomegranate juice?
#4290
sayfası
page
Bir web sayfası ziyaretçilerinin %90'ından daha fazlası arama motorlarındandır.
More than 90 percent of visits to a web page are from search engines.
#4291
yapıyorsunuz
You're doing it
Başkalarıyla konuşurken, kollarınız çaprazlama bağlı şekilde onu yapıyorsunuz.
When you talk to others, you're doing it with your arms crossed.
#4292
pasifik
Pacific
Uçağımız Pasifik okyanusu üzerinde uçuyordu.
Our plane was flying over the Pacific Ocean.
#4293
yargıç
Judge
Yargıç onun ömür boyu hapsedileceğini söylediğinde adam sinir krizine girdi.
The man went to pieces when the judge said he would have to go to prison for life.
#4293
yargıç
judge
Yargıç onun ömür boyu hapsedileceğini söylediğinde adam sinir krizine girdi.
The man went to pieces when the judge said he would have to go to prison for life.
#4293
yargıç
honor
İtiraz ediyorum sayın yargıç, bunların hepsi spekülasyon.
Objection, Your Honor, this is all speculation.
#4294
and
and
Jean and Kate ikizler.
Jean and Kate are twins.
#4295
belirtisi
symptom
Bazen kardiyovasküler hastalığın ilk belirtisi ölümdür.
Sometimes the first symptom of cardiovascular disease is death.
#4296
bez
cloth
Bence bez mendilleri kullanabilirdik.
I thought we could use the cloth napkins.
#4296
bez
rag
Tozu silmek için nemli bir bez kullandı.
She used a damp rag to wipe off the dust.
#4297
düşüncesi
thought
Canlı yenilme düşüncesi korkutucu ve ilgi çekici.
The thought of being eaten alive was both frightening and intriguing.
#4297
düşüncesi
Opinion
Onun düşüncesi bizimkinden oldukça farklı.
His opinion is quite different from ours.
#4298
esneklik
Flexibility
Esneklik yokluğu birinin gelişmesinde bir engeldir.
Lack of flexibility is an obstacle to one's progress.
#4298
esneklik
flexibility
Esneklik yokluğu birinin gelişmesinde bir engeldir.
Lack of flexibility is an obstacle to one's progress.
#4299
genişletmek
expand
Üniversite eğitimi bilginizi genişletmek için tasarlanmıştır.
University education is designed to expand your knowledge.
#4299
genişletmek
extend
O, sigara içilmeyen alanı genişletmek istiyor.
She wants to extend the no-smoking area.
#4300
harita
map
Masanın üstünde bir harita var.
There is a map on the desk.
#4300
harita
Map
Masanın üstünde bir harita var.
There is a map on the desk.
Practice All Most Common Words from Your Phone
Download from the AppStore Download from GooglePlay

Take your learning to the next level with our mobile app

3000 Most Common Words
100k+ Example Sentences
Handsfree Autoplaying Flashcards
Schedulable Notifications
Progressively Translated Books
Anagram, Hangman, Lingo
Conjugation Pairs
12 Practice Types
100+ Versatile Topics
Add Your Own Words & Tags
Backup & Sync Progress
No Ads or Data Sharing
Available on all Platforms
Natural Pronunciation
Completely Offline
Custom Spaced Repetition
Direct Dictionary Search