Today's pure mathematics is tomorrow's applied mathematics.
#3620
ısrarla
persistently
O ısrarla evimin kapı zilini çaldı.
He persistently rang my house's doorbell.
#3620
ısrarla
insisted
Annesinin vazgeçmesini ısrarla istedi.
He insisted that the mother gave up.
#3621
bae
uae
İsrail, BAE, Fas, Bahreyn ve Sudan ile ilişkilerini normalleştirdi.
Israel normalized its relations with the UAE, Morocco, Bahrain, and Sudan.
#3622
le
Le
Urbain Jean Joseph Le Verrier 1811'de Saint-Lô, Fransa'da doğdu.
Urbain Jean Joseph Le Verrier was born in 1811 at Saint-Lô, France.
#3622
le
le
Urbain Jean Joseph Le Verrier 1811'de Saint-Lô, Fransa'da doğdu.
Urbain Jean Joseph Le Verrier was born in 1811 at Saint-Lô, France.
#3623
abi
Brother
Tom benim için abi gibi.
Tom is like an older brother to me.
#3623
abi
brother
Tom benim için abi gibi.
Tom is like an older brother to me.
#3624
adapte
adapted
Yurt dışında yaşamaya kolayca adapte oldular.
They easily adapted to living abroad.
#3625
avuç
palm
Tom avuç içini okuttu.
Tom had his palm read.
#3625
avuç
handful of
Buluşmaya yalnızca bir avuç dolusu insan geldi.
Only a handful of people came to the meeting.
#3625
avuç
bunch of
Bir avuç salak işte!
What a bunch of idiots!
#3626
aşısı
vaccine
2010 yılında, H1N1 aşısı sıkıntısı vardı.
In 2010, there was a shortage of H1N1 vaccine.
#3627
cezaevi
prison
Mahkûm cezaevi duvarının altında bir delik açtı.
The prisoner dug a hole under the prison wall.
#3628
fiyatla
price
Tom, Mary'nin kolyesini çok düşük bir fiyatla sattı.
Tom sold Mary's necklace for a very low price.
#3629
gelenek
Tradition
Bu gelenek birçok evde uygulanır.
This tradition is followed in most households.
#3629
gelenek
tradition
Bu gelenek birçok evde uygulanır.
This tradition is followed in most households.
#3629
gelenek
custom
Gelenek, öyleyse, insan yaşamının büyük bir rehberidir.
Custom, then, is the great guide of human life.
#3630
kendinize
yourself
Günde kaç kaç kez aynada kendinize bakarsınız?
How many times a day do you look at yourself in the mirror?
#3630
kendinize
to yourself
Sırrı kendinize saklayın.
Keep the secret to yourself.
#3631
kolu
arm
Özgürlük heykelinin sağ kolu 42 fit uzunluğundadır.
The right arm of the Statue of Liberty is 42 feet long.
#3631
kolu
lever
Tom bir kolu çekti.
Tom pulled a lever.
#3631
kolu
handle
Sadece bu kolu çevirin.
Just turn this handle.
#3632
madeni
mine
Bu bir altın madeni.
This is a gold mine.
#3633
pamuk
cotton
Bir gün bir pamuk şekeri makinesi satın alacağım.
Someday I will buy a cotton candy machine.
#3634
seneye
year
Seneye İngiltere'ye gitmen gerekecek.
You will have to go to England next year.
#3634
seneye
next year
Seneye İngiltere'ye gitmen gerekecek.
You will have to go to England next year.
#3635
tasfiye
liquidation
Bir tasfiye satışı düzenliyorlar.
They're holding a liquidation sale.
#3636
çıplak
naked
Yıldızları çıplak gözle, hatta daha da iyisi teleskopla görebilirsin.
You can see the stars with your naked eye, and even better through a telescope.
#3636
çıplak
nude
Tom pijama giymez. O çıplak uyur.
Tom doesn't wear pajamas. He sleeps in the nude.
#3636
çıplak
bare
Bir adam çıplak elleri ile kazı yaparken görüldü.
One man was seen digging with his bare hands.
#3637
anonim
anonymous
Akıllı bir okuyucu, anonim kaynaklar dahil, okudukları her şeyi tartmak için istekli olmalıdır.
An astute reader should be willing to weigh everything they read, including anonymous sources.
#3637
anonim
anonymously
Tom Kızıl Haç'a anonim olarak büyük miktarda para bağışladı.
Tom anonymously donated a large sum of money to the Red Cross.
#3638
kocaman
huge
Gökyüzünden bakıldığında, nehir kocaman bir yılan gibi görünüyordu.
Seen from the sky, the river looked like a huge snake.
#3638
kocaman
big
İnekler kocaman ve uysal görünüyordu.
The cows looked big and docile.
#3639
devamlı
continuous
Tüketim toplumu ev atıklarındaki devamlı bir artışa katkı sağlıyor.
The consumerist society contributes to a continuous increase in the amount of household waste.
#3639
devamlı
constant
Kulaklarındaki devamlı tiz çınlama Tom'u çılgına çeviriyor.
The constant, high-pitched ringing in Tom's ears is driving him crazy.
#3640
diz
knee
Eteklerimi diz boyu giymeyi severim.
I like to wear my skirts knee length.
#3640
diz
kneel
İnsanlar dua etmek için neden diz çöküyorlar?
Why do people kneel down to pray?
#3641
eyalet
State
Yıkıcı bir deprem eyalet başkenti vurdu.
A devastating earthquake hit the state capital.
#3641
eyalet
state
Yıkıcı bir deprem eyalet başkenti vurdu.
A devastating earthquake hit the state capital.
#3642
ikiz
twin
Tom'u ikiz kardeşinden ayırt edebilir misin?
Can you tell Tom from his twin brother?
#3643
merdiven
Staircase
Çatıya giden merdiven, dar, dik ve karanlık.
The staircase leading to the rooftop is narrow, steep, and dark.
#3643
merdiven
stairs
Merdiven çıkmak daha sağlıklıdır.
It is healthier to climb the stairs.
#3643
merdiven
ladder
Merdiven toz ve pas ile kaplıydı.
The ladder was covered with dust and rust.
#3644
minimum
minimum
Tüm insanlar sağlıklı ve kültürlü yaşam minimum standartlarını koruma hakkına sahip olacaktır.
All people shall have the right to maintain the minimum standards of wholesome and cultured living.
#3645
mutlak
absolute
O, mutlak gerçektir.
That's the absolute truth.
#3645
mutlak
utter
Bu mutlak saçmalık.
That's utter nonsense.
#3646
parlamento
parliament
Parlamento şimdi oturumdadır.
Parliament is now in session.
#3646
parlamento
parliamentary
Parlamento seçimleri 2017'de Almanya'da yapılacak.
Parliamentary elections will be held in Germany in 2017.
#3647
ret
rejection
Her başarılı yazarın ret mektuplarıyla dolu bir çekmecesi vardır.
Every successful writer has a drawer full of rejection letters.
#3647
ret
refusal
O düz bir ret verdi.
He gave a flat refusal.
#3647
ret
refuse
Kabul mü edeyim ret mi edeyim bilmiyorum.
I don't know whether to accept or refuse.
#3648
savunması
defense
Futbol takımımızın iyi bir savunması var.
Our football team has a good defense.
#3649
tabir
phrase
Bu, benim geldiğim yerde çok yaygın bir tabir.
That's a very common phrase where I come from.
#3650
özlü
concise
Özlü olmaya çalış.
Try to be concise.
#3651
öğretmenin
teacher
Öğretmenin tarafından azarlanman sürpriz değil.
It is not surprising that you should be scolded by your teacher.
#3652
söğüt
Willow
Bir Anadolu köyünde yazın söğüt gölgesinin altında uyumak ne kadar huzur vericidir.
How restful it is to sleep under the shadow of a willow in an Anatolian village in summertime.
#3653
bayramın
Eid
Bayramın kutlu olsun.
Eid Mubarak.
#3654
düşündüm
I thought
Ben onun doğru olduğunu düşündüm.
I thought it was true.
#3654
düşündüm
thought
Ben onun doğru olduğunu düşündüm.
I thought it was true.
#3654
düşündüm
figured
Tom'un bir öğretmen olacağını her zaman düşündüm.
I always figured Tom would become a teacher.
#3655
kamusal
public
Kamusal alanda onunla dalga geçmek iyi değil.
It is not good to ridicule him in public.
#3656
kurbanlık
sacrifice
Sami bayram için kurbanlık koç aldı.
Sami bought a ram to sacrifice for Eid.
#3657
radar
radar
Tekne radar ile donatılmıştı.
The boat was equipped with radar.
#3657
radar
Radar
Tekne radar ile donatılmıştı.
The boat was equipped with radar.
#3658
sondaj
drilling
Tom'un şirketi petrol için sondaj yapıyor.
Tom's company is drilling for oil.
#3659
çilek
strawberry
Tom bir dilim ekmeğe çilek reçeli sürdü.
Tom spread some strawberry jam on a slice of bread.
#3659
çilek
berries
Çilek, kiraz gibi meyveler dondurulabilir.
Berries can be frozen.
#3660
çökme
collapse
Şehrin 1940'larda yapılmış çok katlı yapıları çökme tehlikesindeler.
The city's multi-story buildings built in the 1940's are in danger of collapse.
#3661
empati
empathy
Empati, sempatiyle aynı şey değildir.
Empathy is not the same as sympathy.
#3661
empati
empathize
Onunla empati kurabilirim.
I can empathize with that.
#3662
korkusu
fear of
O çocuğun su korkusu yok.
That child has no fear of water.
#3662
korkusu
fear
O çocuğun su korkusu yok.
That child has no fear of water.
#3662
korkusu
fright
Tom'un sahne korkusu var.
Tom got stage fright.
#3662
korkusu
anxiety
Onun korkusu neredeyse onu çılgına çevirdi.
Her anxiety almost drove her wild.
#3663
makyaj
Makeup
O, çok makyaj yapar.
She wears a lot of makeup.
#3663
makyaj
makeup
O, çok makyaj yapar.
She wears a lot of makeup.
#3663
makyaj
makeover
Mary bir ev makyaj gösterisinin ev sahibidir.
Mary is the host of a home makeover show.
#3663
makyaj
vanity
Makyaj çantamı bulamıyorum.
I can't find my vanity case.
#3664
tartışılan
discussed
Tartışılan şey budur.
That's what's being discussed.
#3664
tartışılan
being discussed
Tartışılan şey budur.
That's what's being discussed.
#3665
umutla
hopefully
Tom umutla gülümsedi.
Tom smiled hopefully.
#3665
umutla
with hope
O, kalbi umutla dolu olan bir adam.
He is a man whose heart is filled with hope.
#3666
çamur
mud
Sel bir çamur tabakası oluşturdu.
The flood deposited a layer of mud.
#3667
çanta
bag
Masanın üzerinde bir çanta vardır.
There is a bag on the desk.
#3667
çanta
purse
Bu, bir hafta önce kaybettiğim aynı çanta.
This is the same purse that I lost a week ago.
#3667
çanta
briefcase
Tom para dolu bir çanta taşıyordu.
Tom was carrying a briefcase full of cash.
#3668
tuna
Danube
Başbakan Tuna ırmağına düşüp boğuldu.
The prime minister fell into the Danube and drowned.
#3669
boğaz
throat
Soğuktan dolayı boğaz ağrım var.
I have a sore throat from a cold.
#3669
boğaz
sore throat
Soğuktan dolayı boğaz ağrım var.
I have a sore throat from a cold.
#3669
boğaz
sore
Soğuktan dolayı boğaz ağrım var.
I have a sore throat from a cold.
#3669
boğaz
Bosphorus
İstanbul boğaz boyunca yer alır.
Istanbul is located along the Bosphorus.
#3670
düdük
whistle
Düdük üfledi.
The whistle blew.
#3671
itirazı
objection
Onun benim planıma güçlü bir itirazı var.
She has a strong objection to my plan.
#3672
kütüphane
library
Kütüphane şimdi yapım aşamasında.
The library is now under construction.
#3673
merhamet
Compassion
Merhamet tüm ahlakın temelini oluşturmaktadır.
Compassion is the basis of all morality.
#3673
merhamet
compassion
Merhamet tüm ahlakın temelini oluşturmaktadır.
Compassion is the basis of all morality.
#3673
merhamet
mercy
Suçlu merhamet için yargıca yalvardı.
The criminal begged the judge for mercy.
#3673
merhamet
pity
Tom merhamet istemiyor.
Tom doesn't want pity.
#3674
mezarı
grave
Bu, Tom'un mezarı.
This is Tom's grave.
#3674
mezarı
tomb
Bu Tom'un erkek kedisinin mezarı.
This is Tom's tomcat's tomb.
#3674
mezarı
his grave
Onun mezarı orada.
His grave is there.
#3675
mini
mini
Mini diskler satıyor musunuz?
Do you sell mini disks?
#3676
pişman
regret
Er ya da geç, bu başıboşluğundan pişman olacaksın.
Sooner or later, you will regret your idleness.
#3676
pişman
repented
RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte. İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı.
And God seeing that the wickedness of men was great on the earth, and that all the thought of their heart was bent upon evil at all times, It repented him that he had made man on the earth.
#3677
sonunu
end
Yaramaz kız kaleminin sonunu çiğneme alışkanlığı içinde.
The nervous girl is in the habit of chewing the end of her pencil.
#3677
sonunu
the end
Yaramaz kız kaleminin sonunu çiğneme alışkanlığı içinde.
The nervous girl is in the habit of chewing the end of her pencil.
#3678
tamamlamak
complete
Görevi tamamlamak için daha fazla zamana ihtiyacı vardı.
He needed more time to complete the task.
#3678
tamamlamak
finish
Bunu tamamlamak çok zamanımı alacak.
It'll take a long time for me to finish this.
#3679
çakmak
lighter
Tom cebinden bir çakmak çıkarttı.
Tom pulled a cigarette lighter from his pocket.
#3680
öğrenim
learning
İnternetin uçsuz bucaksız imkânları dünyanın dört bir köşesine yayıldıkça okul dışı öğrenim de okulda öğrenim kadar önem kazandı.
As the vast opportunities of the Internet reach every corner of the globe, learning outside of school has become as important as learning in school.
#3680
öğrenim
tuition
Öğrenim ücretlerindeki bir artışı duyurdular.
They announced an increase in tuition fees.
#3680
öğrenim
education
O ülke yüksek öğrenim görmüş bir topluma dönüşüyor.
That country is turning into a society with high education.
#3680
öğrenim
study
Neden yurtdışında öğrenim görmek istiyorsunuz?
Why do you want to study abroad?
#3681
büyükelçi
ambassador
Büyükelçi Varşova'dan geri çağrıldı.
The ambassador was recalled from Warsaw.
#3681
büyükelçi
Ambassador
Büyükelçi Varşova'dan geri çağrıldı.
The ambassador was recalled from Warsaw.
#3682
anlaşmazlık
dispute
Anlaşmazlık tamamen ortadan kalktı.
That dispute has been settled once and for all.
#3682
anlaşmazlık
disagreement
Ailende bir mali anlaşmazlık olduğu zaman ne yaparsın?
What do you do when you have a financial disagreement in your family?
#3683
açısı
angle
Açık bir siyasi açısı olmayan bir film.
It's a movie without a clear political angle.
#3684
gelişmekte
Developing
Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelere yardım etmeliler.
Advanced countries must give aid to developing countries.
#3684
gelişmekte
developing
Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelere yardım etmeliler.
Advanced countries must give aid to developing countries.
#3685
sunucu
server
Sunucu çöktü.
The server was down.
#3686
sığınmacı
asylum seekers
Almanya bu yıl yaklaşık bir buçuk milyon sığınmacı bekliyor.
Germany is expecting about 1.5 million asylum seekers this year.
#3687
tecavüz
rape
Tecavüz korkunç bir suçtur.
Rape is a horrible crime.
#3688
temelli
based on
Hiçbir şey korku temelli saygıdan daha aşağılık değil.
Nothing is more contemptible than respect based on fear.
#3688
temelli
based
Hiçbir şey korku temelli saygıdan daha aşağılık değil.
Nothing is more contemptible than respect based on fear.
#3689
ver
give
Aramızda her şey bitti. Yüzüğümü geri ver.
It's over between us. Give me back my ring!
#3689
ver
Gimme
Bana üç tane ver.
Gimme three.
#3690
yönetmeni
director
Sami bir film yönetmeni gibi görünmedi.
Sami did not look like a film director.
#3691
ardına
wide
Gözlerinizi ardına kadar açık tutun.
Keep your eyes wide open!
#3691
ardına
behind
Sami parmaklıklar ardına düştü.
Sami ended up behind bars.
#3692
açıklık
openness
Bilgiye Erişim Özgürlüğü Yasası net bir varsayımla yönetilmelidir: Şüphe karşısında, açıklık hüküm sürer.
The Freedom of Information Act should be administered with a clear presumption: In the face of doubt, openness prevails.
#3693
buluşması
meeting
Tom'un patronuyla buluşması gerilimli idi.
Tom's meeting with his boss was very tense.
#3694
gecikme
Delay
Toplantı gündemini göndermedeki gecikme için özür dilerim.
I apologize for the delay in sending the agenda.
#3694
gecikme
delay
Toplantı gündemini göndermedeki gecikme için özür dilerim.
I apologize for the delay in sending the agenda.
#3695
göçük
dent
Tom'un arabası tamponunda büyük bir göçük olduğu için kolaylıkla tanınabilir.
Tom's car is easily recognizable since there is a big dent in the front bumper.
#3696
kalsiyum
calcium
Ispanak demir ve kalsiyum açısından zengin bir kaynaktır.
Spinach is a rich source of iron and calcium.
#3697
karaya
ashore
Kötü hava koşulları karaya çıkmasını engellemişti.
Bad weather had prevented him from getting ashore.
#3697
karaya
stranded
Eğer ıssız bir adada karaya otursaydın, okumak için yanında hangi kitapların olmasını isterdin?
If you were stranded on a desert island, what books would you want to have with you to read?
#3697
karaya
land
İpe sıkıca tutunarak karaya güvenli bir şekilde geldim.
Holding on to the rope firmly, I came safely to land.
#3698
kirlilik
pollution
Kirlilik dünyamıza zarar veriyor.
Pollution is damaging our earth.
#3699
otonom
autonomous
O otonom bir araba.
It's an autonomous car.
#3700
pazarlık
bargaining
Bu konuda pazarlık olmayacak.
There will be no bargaining on this issue.
#3700
pazarlık
bargain
O sıkı pazarlık yapar.
He drives a hard bargain.
#3700
pazarlık
negotiate
Dan fiyat için pazarlık bile etmedi.
Dan didn't even negotiate the price.
#3700
pazarlık
haggle
Daha sonra fiyat üzerine pazarlık yapabiliriz.
We can haggle over price later.
Practice All Most Common Words from Your Phone
Take your learning to the next level with our mobile app