Top 1701-1800 Most Common Turkish Words

Learn essential Turkish vocabulary with real-world examples. These common words form the foundation of everyday Turkish communication.

#1701
kapı
Door
Şaşırdım, kapı açıktı.
To my surprise, the door was unlocked.
#1701
kapı
door
Şaşırdım, kapı açıktı.
To my surprise, the door was unlocked.
#1701
kapı
gate
Kapı kamyon için çok dardı.
The gate was too narrow for the truck.
#1701
kapı
doorway
Kapı girişinde aniden bir adam göründü.
A man suddenly appeared in the doorway.
#1702
gül
Rose
Dikensiz bir gül yoktur.
Every rose has its thorns.
#1702
gül
rose
Dikensiz bir gül yoktur.
Every rose has its thorns.
#1702
gül
roses
Vazoda birkaç güzel gül var.
There are some beautiful roses in the vase.
#1702
gül
laugh
İstediğin kadar gül; ben sonuna kadar planıma sadık kalacağım.
Laugh as much as you like; I'll stick to my plan to the bitter end.
#1703
düştüğü
fell
O, düştüğü zaman yaralandı.
He got hurt when he fell down.
#1704
bölüm
chapter
Cuma günü için bölüm dördü okuyun.
Read chapter 4 for Friday.
#1704
bölüm
section
Bölüm şefi öneriyi kabul etti.
The section chief accepted the proposal.
#1704
bölüm
episode
Ama cidden, ben gülerken bölüm 21 neredeyse beni ağlatıyordu.
Seriously though, episode 21 made me almost cry while laughing.
#1704
bölüm
part
Kuran'da Hz. Meryem ve Hz. İsa'nın doğumu hakkında bir bölüm vardır.
In the Quran there is a part about Saint Mary and the birth of Jesus Christ.
#1705
ani
sudden
Ani bir hastalık oraya gitmesini engelledi.
A sudden illness prevented him from going there.
#1705
ani
abrupt
Bill'in ani tavrı onun yanlış anlaşılmasına neden oluyor.
Bill's abrupt manner causes him to be misunderstood.
#1706
evden
house
Evden ayrılmadan önce gazı kapatmayı unutma.
Don't forget to turn off the gas before you leave the house.
#1706
evden
from home
O evden uzakta.
He is away from home.
#1707
fikir
Idea
Fikrin iyi bir fikir gibi geliyor.
Your idea sounds like a good one.
#1707
fikir
idea
Fikrin iyi bir fikir gibi geliyor.
Your idea sounds like a good one.
#1707
fikir
opinion
Her fikir doğru ve hataların bir karışımıdır.
Every opinion is a mixture of truth and mistakes.
#1708
tanık
witness
O, ışığa sadece bir tanık gibi geldi.
He came only as a witness to the light.
#1709
transferi
transfer
VIP Türkiye Havalimanı Transferi gelişmiştir.
VIP Turkey Airport Transfer is developed.
#1710
uygulamaya
implement
Şirket, önümüzdeki aydan itibaren yeni yönetim sistemini uygulamaya başlıyor.
The company is starting to implement the new management system from next month.
#1710
uygulamaya
practice
Mike dün uygulamaya katılmadı.
Mike didn't join the practice yesterday.
#1711
yenileme
renew
Ehliyetimi yenileme başvurusu yaptım.
I've applied to renew my license.
#1712
çekmek
pull
Bahçedeki yabani otları çekmek onun işi.
It's his job to pull the weeds in the garden.
#1712
çekmek
attract
Çocuklar bazen sırf ilgi çekmek için ağlarlar.
Children often cry just to attract attention.
#1712
çekmek
draw
Bu arada, bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum.
Meanwhile, I want to draw your attention to a point.
#1712
çekmek
take
Jane biraz para çekmek için bankaya gitti.
Jane went to the bank to take out some money.
#1713
kazanmak
win
Nobel Ödülünü kazanmak benim hayalim.
It's my dream to win a Nobel Prize.
#1713
kazanmak
earn
Eğer para kazanmak için buradaysan, Amerika bulunmak için hoş bir yer.
America is a lovely place to be, if you are here to earn money.
#1713
kazanmak
gain
Adam güç kazanmak için çok para kullandı.
The man used much money to gain power.
#1714
yazı
text
Tom bana ilginç bir yazı gönderdi.
Tom sent me an interesting text.
#1714
yazı
post
Ben bloğumda yeni bir yazı yayınladım.
I've just published a new post on my blog.
#1714
yazı
writing
Biraz yazı kağıdına ihtiyacım var.
I need some writing paper.
#1714
yazı
article
Bu çok bilgilendirici bir yazı.
This is a very informative article.
#1714
yazı
font
Son zamanlarda yeni yazı türü kullanmayı seviyorum.
I like to use the new font lately.
#1715
oldum
I've been
Evvelce sarhoş oldum, daha da çok olacak gibiyim.
I've been drunk before and likely will get drunk many more times.
#1715
oldum
I'm
Seni tekrar gördüğüme memnun oldum.
I'm glad to see you back.
#1715
oldum
became
1980'de kulübün bir üyesi oldum.
I became a member of the club in 1980.
#1716
puanı
score
Tom iyi bir TOEFL puanı almasa çok şaşırmam.
I wouldn't be too surprised if Tom didn't get a good TOEFL score.
#1717
iyice
thoroughly
Onu iyice çalıştı.
I studied it thoroughly.
#1717
iyice
really
Tom boşanmayı gerçekten isteyip istemediğini iyice düşünmeli.
Tom must consider carefully whether he really wants a divorce or not.
#1718
lezzetli
delicious
Kek'in lezzetli.
Your cake is delicious.
#1718
lezzetli
tasty
Vay be, lezzetli görünüyor.
Wow, that looks tasty.
#1718
lezzetli
yummy
Bu lezzetli keki tatmak ister misin?
Would you like to taste this yummy cake?
#1719
vücut
body
Yüzmek, tüm vücut için iyi bir egzersizdir.
Swimming is good exercise for the whole body.
#1719
vücut
bodily
Ebola vücut sıvıları yoluyla insandan insana yayılır.
Ebola spreads from person to person through bodily fluids.
#1720
belirgin
prominent
Serpent Bearer yayılmış fakat çok belirgin olmayan bir takımyıldızı.
The Serpent Bearer is an outspread but not very prominent constellation.
#1720
belirgin
apparent
Şirket belirgin bir sebep olmadan onu geri çevirdi.
The company turned him down for no apparent reason.
#1720
belirgin
evident
O belirgin.
That's evident.
#1720
belirgin
obvious
Herhangi belirgin farklılıklar var mı?
Are there any obvious differences?
#1720
belirgin
distinctly
Robert'ın adını söylediğini çok belirgin bir şekilde hatırlıyorum.
I very distinctly remember him saying Robert's name.
#1720
belirgin
distinctive
Tom'un sağ gözünün altında belirgin bir yara izi vardı.
Tom has a distinctive scar under his right eye.
#1721
farkındalık
awareness
Siyasi farkındalık edinmek zaman alır.
It takes time to develop political awareness.
#1721
farkındalık
Awareness
Siyasi farkındalık edinmek zaman alır.
It takes time to develop political awareness.
#1722
iniş
Landing
Uzay gemisi mükemmel bir iniş yaptı.
The spaceship made a perfect landing.
#1722
iniş
landing
Uzay gemisi mükemmel bir iniş yaptı.
The spaceship made a perfect landing.
#1722
iniş
descent
Bir bebek iniş öncesinde inişe başlarken bir uçak şiddetli türbülansa çarptığında bir bebek annesinin kollarına atıldı.
A baby was flung out of its mother's arms when a plane hit severe turbulence while commencing its descent prior to landing.
#1722
iniş
ups
Hayat iniş ve çıkışlarla doludur.
Life is full of ups and downs.
#1723
mesai
overtime
Bugün fazla mesai yapmayacağım.
I won't work overtime today.
#1723
mesai
work
Bugün fazla mesai yapmayacağım.
I won't work overtime today.
#1724
sözde
supposedly
Tom sözde yatak odasını temizliyor.
Tom is supposedly cleaning his bedroom.
#1724
sözde
alleged
Tom Mary'nin sözde suç ortağıydı.
Tom was Mary's alleged accomplice.
#1725
uçağı
airplane
Wright kardeşler, bir motor ile çalışan bir uçağı uçurmayı başardılar.
The Wright brothers succeeded in flying an airplane driven by an engine.
#1725
uçağı
plane
Uçağı Hong Kong'a gitmek için öğleden sonra saat 2:00'de kalkıyor.
His plane leaves for Hong Kong at 2:00 p.m.
#1725
uçağı
aircraft
Pilot, uçağı kontrol ederken zorluk yaşadı.
The pilot was having trouble controlling the aircraft.
#1726
yazar
Author
Yazar çalışma odasında kendini öldürdü.
The author killed himself in his study.
#1726
yazar
author
Yazar çalışma odasında kendini öldürdü.
The author killed himself in his study.
#1726
yazar
writer
Yazar önümüzdeki ay yeni bir kitap yayınlayacak.
The writer is bringing out a new book next month.
#1726
yazar
writes
Bob bana ayda bir kez yazar.
Bob writes to me once a month.
#1727
işsizlik
unemployment
Bu yıl işsizlik rekor seviyelere ulaşacak.
This year unemployment will reach record levels.
#1727
işsizlik
jobless
Japonya'da işsizlik oranı Eylül 2015'te yüzde 3.4 idi.
The jobless rate in Japan was 3.4 percent in September 2015.
#1728
tehlike
Danger
Sigara içmenin sağlık için bir tehlike olduğu bir gerçektir.
It is a fact that smoking is a danger to health.
#1728
tehlike
danger
Sigara içmenin sağlık için bir tehlike olduğu bir gerçektir.
It is a fact that smoking is a danger to health.
#1728
tehlike
stake
Bütün dünya tehlike altında.
The entire world is at stake.
#1729
itiraf
confession
Tom bir itiraf imzaladı.
Tom has signed a confession.
#1729
itiraf
confess
Katil yakında suçunu itiraf edecek.
The murderer will soon confess his crime.
#1729
itiraf
admit
Onun benim hatam olduğunu itiraf etmeye hazırım.
I'm ready to admit that it was my fault.
#1730
metro
metro
Kazan'da bir metro var.
There is a metro in Kazan.
#1730
metro
Metro
Kazan'da bir metro var.
There is a metro in Kazan.
#1730
metro
subway
Hangi metro şehrin merkezine gider.
What subway goes to the center of town?
#1730
metro
underground
Tom, Westminster Metro İstasyonunda platformda durdu.
Tom stood on the platform in Westminster Underground Station.
#1731
vize
visa
Bir gezi için vize almak istiyorum.
I want to get a sightseeing visa.
#1732
geriye
back to
Nereye gittiğimizi bilmek için bazen geriye bakmamız gerekir.
Sometimes we need to look back to know where we are going to.
#1732
geriye
backwards
Tom Mary'yi memnun etmek için geriye doğru eğilir.
Tom bends over backwards to please Mary.
#1732
geriye
backward
Köpek geriye doğru yürüdü.
The dog walked backward.
#1732
geriye
back
Kimse zamanı geriye alamaz.
No one can turn the clock back.
#1733
katı
solid
Su donduğunda katı olur.
Water becomes solid when it freezes.
#1733
katı
strict
Tom çok katı.
Tom is very strict.
#1733
katı
floor
New York'ta birçok binanın on üçüncü katı yoktur.
Many buildings in New York don't have a thirteenth floor.
#1734
burcu
sign
Adriano'nun burcu Aslan'dı.
Adriano's star sign was Leo.
#1735
kere
times
Dört kere beş 20'dir.
Four times five is 20.
#1735
kere
once
Bir kere daha dene.
Try it once again.
#1736
aşamasında
stage
Ürün henüz prototip aşamasında.
This product is still in the prototype stage.
#1736
aşamasında
under
Kütüphane şimdi yapım aşamasında.
The library is now under construction.
#1737
başkent
Capital
Başkent tekrar tekrar bombalandı.
The capital was bombed again and again.
#1737
başkent
capital
Başkent tekrar tekrar bombalandı.
The capital was bombed again and again.
#1738
kimliği
Identity
Kimliği bir başkasıyla karıştırılan bir adam vuruldu.
A man was shot in a case of mistaken identity.
#1738
kimliği
ID
Onun kimliği sahte idi.
His ID was fake.
#1738
kimliği
identity
Kimliği bir başkasıyla karıştırılan bir adam vuruldu.
A man was shot in a case of mistaken identity.
#1739
dar
narrow
Ne dar merdivenler!
What narrow stairs!
#1739
dar
tight
Bu ayakkabılar çok dar. Acıtıyorlar.
These shoes are too tight. They hurt.
#1740
kafa
head
Arabalar kafa kafaya çarpıştı.
The cars collided head on.
#1740
kafa
mind
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.
A sound mind dwells in a sound body.
#1741
kanseri
cancer
Eğer George sigara içmeyi bırakmazsa akciğer kanseri gelişme riskini göze alır.
If George doesn't stop smoking, he will run the risk of developing lung cancer.
#1742
türü
type
O tapınak türü, başta Mısır olmak üzere tüm Orta Doğu'yu etkiledi.
That type of temple influenced all of the Middle East, mainly Egypt.
#1742
türü
Type
O tapınak türü, başta Mısır olmak üzere tüm Orta Doğu'yu etkiledi.
That type of temple influenced all of the Middle East, mainly Egypt.
#1743
bilinçli
conscious
Tom bilinçli değil.
Tom isn't conscious.
#1743
bilinçli
consciously
Fransızlara saygı duyun! İngilizcenin küreselleşme nedeniyle tüm dünyaya yayılmasının etkisine rağmen bilinçli bir şekilde kendi dillerini kullanıyorlar.
Respect for the French! They consciously use their own language despite the influence of English spreading all over the world due to globalization.
#1744
cazip
attractive
Payınızdan memnun değilseniz, onu biraz daha cazip yaparım.
If you are not satisfied with your share, I'll make it a bit more attractive.
#1744
cazip
tempting
Bu çok cazip bir teklif.
That's a very tempting offer.
#1744
cazip
tempted
Tom bunu yapmak için Mary'nin cazip olduğunu söyledi.
Tom said Mary was tempted to do that.
#1744
cazip
enticing
O çok cazip geliyor.
That sounds very enticing.
#1744
cazip
appealing
Öyle bir yer gerçekten cazip değildir.
A place like that is not really appealing.
#1745
tehlikeye
to danger
O, tehlikeye maruz kaldı.
He was exposed to danger.
#1745
tehlikeye
compromised
Şifrem tehlikeye girdi.
My password was compromised.
#1745
tehlikeye
endanger
İtfaiyeciler her zaman hayatlarını tehlikeye atarlar.
Firefighters always endanger their lives.
#1745
tehlikeye
jeopardize
Dostluğumuzu tehlikeye atacak bir şey istemiyorum.
I don't want anything to jeopardize our friendship.
#1745
tehlikeye
danger
Şirketi tehlikeye sokmayın.
Don't put the company in danger.
#1746
ölen
dying
Yanan arabalar, ölen insanlar vardı ve kimse onlara yardımcı olamadı.
There were cars burning, people dying, and nobody could help them.
#1746
ölen
deceased
Ölen kişinin anısına bir anıt dikildi.
A monument has been erected to the memory of the deceased.
#1746
ölen
dead
Kız hemen hemen ölen anneme benziyor.
The girl closely resembles my dead mother.
#1747
evet
Yes
Evet, o zaman zaman olur.
Yes, it happens from time to time.
#1747
evet
yes
Evet, o zaman zaman olur.
Yes, it happens from time to time.
#1747
evet
Yeah
Evet, uzun bir zaman oldu.
Yeah, it's been a long time.
#1747
evet
Yep
Evet, anlıyorum. Çok teşekkürler.
Yep, I understand. Thanks a bunch.
#1748
tatar
Tatar
İnternette Tatar dilinde çok az site vardır.
There are few sites in the Tatar language on the Internet.
#1749
eğlenceli
fun
Bugünün eğlenceli olacağını biliyordum.
I knew that today would be fun.
#1749
eğlenceli
entertaining
Bu, çocuklar için eğlenceli bir program.
This is an entertaining program for children.
#1749
eğlenceli
amusing
Bu kitap, o kitaptan daha az eğlenceli değil.
This book is not less amusing than that one.
#1749
eğlenceli
funniest
Bu, uzun süredir gördüğüm en eğlenceli filmlerden biri.
This is one of the funniest movies I've seen in a long time.
#1750
isabet
hit
Yıldırım kuleye isabet etti.
Lightning hit that tower.
#1751
taksi
Taxi
Taksi çağırmana gerek yoktu.
You needn't have taken a taxi.
#1751
taksi
taxi
Taksi çağırmana gerek yoktu.
You needn't have taken a taxi.
#1751
taksi
cab
Jim bana bir taksi çağırdı.
Jim called me a cab.
#1752
bakış
Overview
Bu noktaya kadar ben dönemdeki siyasi huzursuzluğun büyümesi ile ilgili genel bir bakış sundum.
Up to this point I have presented an overview of the growth of political unrest in the period.
#1752
bakış
overview
Bu noktaya kadar ben dönemdeki siyasi huzursuzluğun büyümesi ile ilgili genel bir bakış sundum.
Up to this point I have presented an overview of the growth of political unrest in the period.
#1752
bakış
look
Soruna farklı bir bakış açısından bakalım.
Let's look at the problem from a different point of view.
#1752
bakış
glance
Jane bize bir bakış attı.
Jane threw a glance at us.
#1753
sözleşmesi
contract
İş sözleşmesi geçen ay bitti.
The business contract ran out last month.
#1753
sözleşmesi
agreement
Bir kira sözleşmesi, ev sahibi ve kiracıları arasında yasal olarak bağlayıcı bir belgedir.
A tenancy agreement is a legally binding document between a landlord and their tenant.
#1754
dayalı
based on
Onun iddiası gerçeklere dayalı değildi.
Her argument was not based on facts.
#1754
dayalı
based
Onun iddiası gerçeklere dayalı değildi.
Her argument was not based on facts.
#1754
dayalı
based upon
Ben buraya dünyada Birleşik Devletler ve Müslümanlar arasında yeni bir başlangıç noktası aramak için geldim; biri karşılıklı ilgi ve karşılıklı saygıya dayalı; biri Amerika ve Müslümanın münhasır olmadığı ve rekabet içinde olması gerekmeyen gerçeğine dayalı.Bunun yerine onlar örtüşürler ve ortak prensipleri paylaşırlar - adalet ve ilerleme prensipleri tüm insanların hoşgörü ve haysiyeti.
I have come here to seek a new beginning between the United States and Muslims around the world; one based upon mutual interest and mutual respect; and one based upon the truth that America and Islam are not exclusive, and need not be in competition. Instead, they overlap, and share common principles – principles of justice and progress; tolerance and the dignity of all human beings.
#1755
içme
drinking
The Great Lakes içme suyu sağlar.
The Great Lakes supply drinking water.
#1755
içme
potable
Hiç içme suyumuz yoktu.
We had no potable water.
#1756
çiçek
flower
Yakınlarda bir çiçek mağazası var.
There is a flower shop near by.
#1756
çiçek
floral
Bu çiçek aranjmanı güzel.
This floral arrangement is beautiful.
#1757
oyuna
game
Yağmur durduğu için onlar oyuna devam ettiler.
The rain being over, they went on with the game.
#1757
oyuna
to the game
Dün keşke diğerleri ile birlikte oyuna gitseydim.
I wish I had gone with the others to the game yesterday.
#1758
suriyeli
Syrian
Şansölye Merkel tüm Suriyeli göçmenlerin Almanya'ya gelip sığınma başvurusunda bulunmasına izin verileceğini söyledi.
Chancellor Merkel said that all Syrian migrants would be allowed to come to Germany and apply for asylum.
#1758
suriyeli
syrian
Şansölye Merkel tüm Suriyeli göçmenlerin Almanya'ya gelip sığınma başvurusunda bulunmasına izin verileceğini söyledi.
Chancellor Merkel said that all Syrian migrants would be allowed to come to Germany and apply for asylum.
#1759
akşamı
evening
O, akşamı bir kitap okuyarak geçirdi.
He spent the evening reading a book.
#1759
akşamı
night
Cuma akşamı, üç adam Bay White'ın oteline geldi ve üç oda istedi.
On Friday night, three men came into Mr White's hotel and asked for rooms.
#1760
turist
tourist
Neredeyse her turist yanında bir kamera taşır.
Almost every tourist carries a camera with him.
#1761
açlık
Hunger
Açlık sancım var.
I have hunger pangs.
#1761
açlık
hunger
Açlık sancım var.
I have hunger pangs.
#1761
açlık
starvation
Açlık ve hastalık en alt sınıflar arasında yaygındır.
Starvation and disease were rampant among the lowest classes.
#1761
açlık
famine
Açlık insanlar arasında büyük sıkıntıya neden oldu.
Famine caused great distress among the people.
#1762
gözü
eye
Tom'un modern sanatta gözü var.
Tom has an eye for modern art.
#1763
yakıt
fuel
Yakıt maliyetinden dolayı denizaşırı ülkelere uçuş maliyet arttı.
The cost of flying overseas has risen with the cost of fuel.
#1764
gönül
heart
Artık hayata gönül gözüyle bakıyorum.
Today I see life with the eyes of the heart.
#1765
hata
error
Bir hata yapıldı.
An error was made.
#1765
hata
mistake
Bir hata görürseniz lütfen düzeltin.
If you see a mistake, then please correct it.
#1765
hata
bug
Hata düzeltildi.
The bug has been fixed.
#1766
tıbbi
medical
Seçilmiş olanlar kapsamlı tıbbi ve psikolojik testlerle yüzleşmek zorunda kalacak.
Those selected will have to face extensive medical and psychological tests.
#1766
tıbbi
medically
Tıbbi olarak konuşursak, sana kilo vermeni öneririm.
Speaking medically, I advise you to lose weight.
#1767
yollar
roads
Amerika'da nereye giderseniz gidin, yollar ve otoyollar vardır.
There are roads and freeways wherever you go in America.
#1767
yollar
paths
Bizim yollar kesişti.
Our paths have crossed.
#1768
takdir
appreciation
21 Ocak, sincap takdir günüdür.
January 21st is squirrel appreciation day.
#1768
takdir
appreciate
Biz onun yeteneğini takdir ediyoruz.
We appreciate his talent.
#1768
takdir
admire
Sizi gerçekten takdir ediyorum.
I really admire you.
#1768
takdir
discretion
Tedbirini takdir ediyorum.
I appreciate your discretion.
#1769
evlilik
marriage
Herkes için aşikardır ki, evlilik er ya da geç ayrılmayla sonuçlanır.
It was obvious to everyone that the marriage would sooner or later end in divorce.
#1769
evlilik
wedding
Evlilik yıl dönümümüz yakında geliyor.
Our wedding anniversary is coming soon.
#1769
evlilik
marital
Tom ve Mary'nin evlilik sorunları vardı.Sanırım bunu herkes biliyordu.
Tom and Mary had marital problems. I think everybody knew that.
#1770
hali
state
Kölelik hali kendi doğasında kötüdür.
The state of slavery is in its own nature bad.
#1771
pratik
Practical
Sizin fikirleriniz hemen hemen hiç pratik değil.
Your ideas are hardly practical.
#1771
pratik
practical
Sizin fikirleriniz hemen hemen hiç pratik değil.
Your ideas are hardly practical.
#1771
pratik
practice
Teoride, teori ve pratik arasında hiçbir fark yoktur. Fakat pratikte var.
In theory, there is no difference between theory and practice. But, in practice, there is.
#1771
pratik
practically
Tom Jackson bu kasabayı pratik olarak inşa etti.
Tom Jackson practically built this town.
#1772
tanıtım
promotion
Tanıtım sırasında bir sonraki kişisin.
You are the next in line for promotion.
#1772
tanıtım
publicity
Tom bir tanıtım dublörü olarak onu yaptı.
Tom did it as a publicity stunt.
#1772
tanıtım
introduction
Tanıtım için teşekkür ederim.
Thank you for the introduction.
#1772
tanıtım
introductory
Tom tanıtım konuşmasını yaptı.
Tom delivered the introductory speech.
#1772
tanıtım
promotional
Tom bir tanıtım etkinliğine katıldı.
Tom took part in a promotional event.
#1773
tüketim
consumption
Genellikle insanlar tüketim vergisine karşıdırlar.
In general, people were against the consumption tax.
#1774
yukarı
up
Merdivenlerden yukarı çıkın.
Go up the stairs.
#1774
yukarı
upstairs
Yukarı çık ve bavulumu getir.
Go upstairs and bring down my trunk.
#1775
ürünü
product
Lütfen bu ürünü 15 Şubata kadar sipariş edin ve 15 Marttan önce onu teslim edebileceğiz.
Please order this product by February 15, and we will be able to deliver it before March 15.
#1776
başarıya
success
Senin nasihatın beni başarıya götürdü.
Your advice led me to success.
#1776
başarıya
succeed
Çok çalışanlar başarıya ulaşacaktır.
Those who work hard will succeed.
#1777
eti
meat
Benim için sürpriz oldu, onlar eti çiğ yediler.
To my surprise, they ate the meat raw.
#1777
eti
flesh
Çakallar çürüyen eti yerler.
Jackals eat decomposing flesh.
#1778
gelişmiş
advanced
Okuman çok gelişmiş.
Your reading is very advanced.
#1778
gelişmiş
improved
Gelişmiş yaşam şartlarına acil bir ihtiyaç var.
There is an urgent need for improved living conditions.
#1778
gelişmiş
developed
Gelişmiş bir ülke olsa bile Abd'de hala bazı çok yoksul insanlar var.
Even though the United States is a developed country, it still has some very poor people.
#1779
kiralık
for rent
Bu oda kiralık.
This room is for rent.
#1779
kiralık
rental
Bu dükkân kiralık video dükkânıdır.
This shop is a rental video shop.
#1779
kiralık
rent
Kiralık bir ev arıyorum.
I am looking for a house to rent.
#1779
kiralık
car
Carole kiralık bir araba kullanıyor.
Carole is driving a rental car.
#1780
yoldan
from the road
Tepenin üstünde bir mahzen kazıldı ve onlar evi yavaşça yoldan tepeye taşıdılar.
A cellar was dug on top of the hill and they slowly moved the house from the road to the hill.
#1780
yoldan
way
Sen yoldan çıkmışsın.
You are way off track.
#1780
yoldan
road
Tepenin üstünde bir mahzen kazıldı ve onlar evi yavaşça yoldan tepeye taşıdılar.
A cellar was dug on top of the hill and they slowly moved the house from the road to the hill.
#1780
yoldan
path
Dar ve dolambaçlı bir yoldan aşağıya doğru yürüdük.
We walked down a narrow and winding path.
#1780
yoldan
route
Paris'e en kısa yoldan gidin.
Take the shortest route to Paris.
#1781
diyorum
say
Dur, diyorum.
Stop, I say.
#1781
diyorum
I say
Dur, diyorum.
Stop, I say.
#1782
not
not
Masamda bir not fark ettim ama kimin yazdığını bilmiyorum.
I noticed a note on my desk, but I do not know who wrote it.
#1782
not
note
Lütfen toplantı gündemindeki değişikliği not al.
Please note the change in the meeting agenda.
#1782
not
memo
Bir not yadım.
I wrote a memo.
#1783
tur
tour
Müsait bir tur rehberi var mı?
Is there a tour guide available?
#1783
tur
round
Tom kesinlikle bir tur alkış hak ediyor.
Tom certainly deserves a round of applause.
#1784
şansı
Chance
Bu şansı kullanmalısınız.
You should make use of this chance.
#1784
şansı
chance
Bu şansı kullanmalısınız.
You should make use of this chance.
#1784
şansı
luck
Onun iş bulma şansı yoktu.
He had no luck in finding work.
#1784
şansı
opportunity
Tom başka bir şansı hak ediyor.
Tom deserves another opportunity.
#1785
mahkemeye
to the court
Davayı mahkemeye sundular.
They submitted the case to the court.
#1785
mahkemeye
court
Zararı ödemeyi reddettikleri için mahkemeye gittik.
We went to court when they refused to pay for the damage.
#1785
mahkemeye
trial
Tom mahkemeye gitmeye hazırlanıyordu.
Tom was prepared to go to trial.
#1785
mahkemeye
sue
Tom'u mahkemeye verelim.
Let's sue Tom.
#1786
yedi
seven
Bizden yedi kişi var.
There are seven of us.
#1786
yedi
ate
Ateş yakma imkanı olmadığı için, balığı çiğ çiğ yedi.
As he had no way of making fire, he ate the fish raw.
#1787
zamanında
on time
İşe zamanında başlamalısın.
You ought to get to work on time.
#1787
zamanında
timely
Terfinin zamanında ve haklı olduğundan eminim.
I am sure your promotion was timely and well deserved.
#1787
zamanında
time
İşe zamanında başlamalısın.
You ought to get to work on time.
#1787
zamanında
promptly
Tom borçlarını zamanında öder.
Tom pays his debts promptly.
#1788
zararlı
harmful
Ölçülü içilirse, alkol zararlı değildir.
Drunk in moderation, alcohol is not harmful.
#1788
zararlı
detrimental
Tom'un stresli işi sağlığı üzerinde zararlı bir etkiye sahiptir.
Tom's stressful job is having a detrimental effect on his health.
#1788
zararlı
damaging
Bu son derece zararlı olabilir.
This can be extremely damaging.
#1789
kalma
stay
Çok uzun süre güneşte kalma.
Don't stay in the sun too long.
#1789
kalma
remain
Sessiz kalma hakkına sahipsin.
You have the right to remain silent.
#1789
kalma
having
Onlar yasayla bisiklet kaskı giymek zorunda kalma ihtimali ile karşı karşıyalar.
They now face the prospect of having to wear a cycling helmet by law.
#1790
şimdiden
Already
Saat şimdiden on birdir.
It is already eleven.
#1790
şimdiden
already
Saat şimdiden on birdir.
It is already eleven.
#1790
şimdiden
advance
Şimdiden teşekkür ederim.
Thank you in advance.
#1791
istihbarat
intelligence
Facebook'a üye olursanız, bilgileriniz istihbarat örgütlerine gönderilecektir.
If you sign up to Facebook, your information will be sent to intelligence agencies.
#1791
istihbarat
Intelligence
Facebook'a üye olursanız, bilgileriniz istihbarat örgütlerine gönderilecektir.
If you sign up to Facebook, your information will be sent to intelligence agencies.
#1792
karşıtı
opposite
Rahatsızın karşıtı rahattır.
The opposite of uncomfortable is comfortable.
#1793
onay
approval
Bu tasarı onay için Senatoya gönderildi.
This bill was sent to the Senate for its approval.
#1793
onay
confirmation
Merhaba, benim bir rezervasyonum var, adım Kaori Yoshikawa. İşte onay kartı.
Hello, I have a reservation, my name is Kaori Yoshikawa. Here is the confirmation card.
#1794
ortada
in the middle
O, ortada yakalandı.
He was caught in the middle.
#1794
ortada
middle
O, ortada yakalandı.
He was caught in the middle.
#1794
ortada
obvious
Durumun daha kötüye gitmediği ortada.
It is obvious that his condition has not worsened.
#1795
senin
Your
Senin fikrini ne değiştirdi?
What made you change your mind?
#1795
senin
your
Senin fikrini ne değiştirdi?
What made you change your mind?
#1795
senin
you
Orada senin görmediğin bir sorun var.
There's a problem there that you don't see.
#1796
kamuoyu
public opinion
Kamuoyu dengesi onun lehine kalır.
The balance of public opinion remains in his favor.
#1796
kamuoyu
public
Kamuoyu dengesi onun lehine kalır.
The balance of public opinion remains in his favor.
#1796
kamuoyu
opinion
Kamuoyu dengesi onun lehine kalır.
The balance of public opinion remains in his favor.
#1797
ticareti
trade
John, arkadaşları ile pul ticareti yapmayı seviyor.
John likes to trade stamps with his friends.
#1797
ticareti
trading
Abd savaş sırasında İngiltere ile olan ticareti durdurmayı denedi.
During the war, America tried to stop trading with England.
#1797
ticareti
trafficked
Karıncayiyenlerin dünyada en çok ticareti yapılan memeli olduğu söyleniyor.
Pangolins are said to be the world's most trafficked mammal.
#1798
sitesi
site
Bana web sitesi yapmayı öğretti.
She taught me how to make a web site.
#1798
sitesi
website
Bu web sitesi çok yararlıdır.
This website is very useful.
#1799
vergisi
tax
Ücrete tüketim vergisi dahil değil.
The price doesn't include consumption tax.
#1799
vergisi
duty
Bu mallar için gümrük vergisi yok.
These goods are free of duty.
#1800
gemi
ship
İleride başka bir gemi gördük.
We saw another ship far ahead.
#1800
gemi
vessel
Gemi kömür, kereste, ve benzeri şeylerle yüklüydü.
The vessel was loaded with coal, lumber, and so on.
#1800
gemi
boat
Gemi ile gitmek arabayla gitmekten daha uzun sürüyor.
Traveling by boat takes longer than going by car.
#1800
gemi
board
Gemi tüm mürettebatıyla birlikte battı.
The ship sank with all her crew on board.
Practice All Most Common Words from Your Phone
Download from the AppStore Download from GooglePlay

Take your learning to the next level with our mobile app

3000 Most Common Words
100k+ Example Sentences
Handsfree Autoplaying Flashcards
Schedulable Notifications
Progressively Translated Books
Anagram, Hangman, Lingo
Conjugation Pairs
12 Practice Types
100+ Versatile Topics
Add Your Own Words & Tags
Backup & Sync Progress
No Ads or Data Sharing
Available on all Platforms
Natural Pronunciation
Completely Offline
Custom Spaced Repetition
Direct Dictionary Search